21 Mayıs 2018 Pazartesi

Yanımda Sen Yok - Şiir Denemesi


Yanımda Sen Yok - Şiir Denemesi

Üzüm yiyim dedim;
Üzüm teveğine* baktım,
Üzüm yok.
Neyse dedim incir yiyeyim;
İncir ağacına baktım,
İncir yok.
Bari dedim sevdiğimle dolaşayım;
Bu serin havada,
Baktım yanımda sen yok

Üzümler sarardı yedim.
İncirler sütlendi yedim.
Bir ümitle baktım yanıma,
Sen hala yok…

Tevek:Asma, kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin dalları

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Dünya'ya gereklisin, bol bol kitap oku. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.) EleştirmenAdam.

Paylaş:

20 Mayıs 2018 Pazar

Kral Oidipus Kitap İncelemesi


Kral Oidipus Kitap İncelemesi

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Daha yeni okuyup bitirdiğim ve çok değerli olduğunu düşündüğüm usta kalem Sophokles’in eseri olan bahtsız geçen hayatıyla o dönemin insanlarının dilinde ve kaleminde olan Kral Oidipus adlı Tiyatro Oyununu inceleyeceğim.  

Kitap Adı: KRAL OİDİPUS
Orijinal Adı: King Oedipus
Yazarı: Sophokles
Çeviri: BEDRETTİN TUNCEL
Yayınevi: MEB YAYINLARI
Sayfa Sayısı: 120
Baskı: 1992
Tür: Tiyatro - Trajedi

Kitabın Konusu:

Labdakos’un oğlu Laios, Thebai’de kraldır. Karısı İokaste bir çocuk doğurur. Tanrı Apollon, çocuğun babasını öldüreceğini haber verir. Laios ile karısı, böyle korkunç bir felaketten kurtulmak için, ayaklarını bağlatıp çocuğu Kithairon dağına attırırlar. Böylelikle ondan kurtulduklarını sanırlar. Dağda sürülerini otlatmakta olan bir çoban, çocuğu, kurtarır, Korinthos kralı Polybos ile karısı Merope’ye verir; çocukları olmadığı için onu evlat edinirler. Bağlarının tesiriyle ayakları şiştiğinden, çocuğuna Oidipus adını verirler. Çocuk, Korinthos’ta Polybos’un sarayında büyür. Günün birinde, bir tartışma sırasında, kendisine “Uydurma evlat” diye hakaret edildiğinden, içine şüpheler düşer, kalkıp Delphoi’ye, Apollon’un kahinine başvurur. Kahin ona kimin oğlu olduğunu söyleyemez, ama babasını öldüreceğini, anasıyla evleneceğini haber verir. O da Polybos ile Merope’nin sarayından kaçar. Asıl felaketleri işte bundan sonra başlar… ( Bu yazı MEB yayınlarının açıklamasından alınmıştır ve merak uyandırıcı olması için bütün bir efsane yazılmamıştır. Kitabın kendisinde bu efsanenin tamamını okuyabilirsiniz veya İnternet de bulabilirsiniz. )

Kitap Hakkında Düşüncelerim:

Sophokles Oidipus’un bahtsız hayatını o kadar usta bir kalemle yazmıştır ki, o zamanın insanları Oidipus’un bu bahtsız hayatını anlatan efsaneyi bilseler de Sophokles’in yazdığı bu eseri çok beğenmişler, hatta okurlarken Oidipus için her an hayatı düzelecek diye beklemişler. Tiyatro sevenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Çok eskiden yazılmış olsa da hiçbir zaman eskimeyecek bir eser olduğuna inanıyorum, bu zamana kadar eskimemiş olması da bunu kanıtlıyor.  Tiyatro konusunda kendisini geliştirmek isteyenlere bu eseri canı gönülden tavsiye ederim.

Okuduğun için teşekkür ederim. Kendine iyi bak.
Dünya’ya gereklisin, bol bol kitap oku. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Bugün 19 Mayıs yani ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI. Bilmeyenler için bugünün önemi, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkmıştır. 19 Mayıs 1919 bu nedenden dolayı Kurtuluş Savaşının başlangıcı olarak kabul edilmektedir. İlk başlarda Atatürk'ü Anma günü olarak kabul edilmiş daha sonra Gençlik ve Spor Bayramı da eklenmiştir.

Bazı tarih bilmez cahiller Atatürk'ü Padişah Vahdettin’in “Milli kuvvet hazırlaması” için gönderdiğini söylerler. -ki Padişah Vahdettin kendi ağzıyla “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen kabineye uydum” diyerek aslında Mustafa Kemal’i Samsun'a kendi kararıyla değil Hükumetin kararıyla gönderildiğini açıklamıştır. Hükumet Mustafa Kemal Atatürk'ü Samsun'a İngilizlerin isteğiyle, ayaklanan Müslümanlardan silahlarını toplaması için ve DİRENEN Müslümanları durdurmak için göndermişti.

Damat Ferit Hükumetinin Atatürk'ü Samsun'a göndermesi mucize miydi? Hayır değildi. Atatürk yine zekasını kullanarak Damat Ferit'e ulaşmayı başarmıştı ve diğer komutanlarca Damat Ferit'e tavsiye edilmesinden sonra Samsun'a göndermek için seçildi. (Ayrıntısını merak ediyorsanız aşağıya kaynakça olarak linkini bırakacağım.)

Mustafa Kemal Paşa direnişi sonlandırmak için gitmişti fakat onun yüreğinde Türklük, bağımsızlık ve hürriyet yatıyordu. Bu yüzden daha öncede planladığı kurtuluş savaşı planlarını uygulamaya başladı. Halkımız baruttu ve Kibriti Mustafa Kemal Atatürk yaktı. Ve şanlı askerlerimiz ve Atatürk sayesinde bu ülkemiz şerefsizlerden kurtulmuş ve Cumhuriyet kurulmuştur.
Atatürk için İstanbul Hükumetini(Osmanlı) yıktı diyenler cehaletin içinde yüzerken, bizler eğer Atatürk olmasaydı o zaman İstanbul Hükumeti ve halkımızın İngiliz kölesi olacağını bilelim.
Kimse unutmasın ki Osmanlıda bizim Türküye de bizim. Bizden önce gelen Türk devletleri de bizim.  
Atatürk gençliğe çok önem verirdi, günümüzde “Ben Türk'üm”, “Vefalı Türk” gibi sözler söyleyen ya da söylemeyen çoğu gençlik Atatürk'ü sevmiyor ve onun düşüncelerini, fikirlerini bilmiyor. Neden Atatürk'ü sevmiyorsun diye sorulduğunda ya bilmiyorum diyorlar ya da o kadar saçma sapan sebepler söylüyorlar ki insanın içinden sen zaten sevme diyesi geliyor. Diğer üzücü olay ise Müslümanım diyenlerin Atatürkçüye düşmanlığı, Atatürkçü’nün de Müslümanım diyenlere olan düşmanlığı. Dünyanın en cahilce düşmanlıklarından biriside budur.

Televizyonda dini, imanı sorgulanmadan ünlü isimlere aşık olan gençler, Atatürk'ü neden sevmiyorsun diye sorulduğunda “Müslüman Değil” diye cevap veriyorsa eğer yazıklar olsun öyle gençliğe…

Gençler,
Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız.”

Atatürk Türk gençliğine bu kadar çok güveniyordu. Bu sözünden de anlayacağımız gibi terbiye ve kültürümüzü korumamız halinde insanlık değerlerinin ve vatan sevgisinin değerli örneği olacağız."

"Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz."
Atatürk gençliğe ne ümitlerle bakıyordu, fakat durum günümüzde ortada.

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Atatürk'ü ve Şanlı Askerlerimizi Anıyoruz...

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Dünyaya gereklisin, bol bol kitap oku. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.


Paylaş:

18 Mayıs 2018 Cuma

Her Şeyi Allah'tan Beklemek


Her Şeyi Allah'tan Beklemek

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Yakın tarihlerde İnternet'te sosyal medyada gezinirken, her insanın Allah’tan beklediği onlarca, yüzlerce istediği olduğunu fark ettim. Kimi hayırlı bir eş, kimi Allah’ın kötü insanları kahretmesini, Allah'ın zalimleri yok etmesini, mazlumlara yardım etmesini, başarılı olmayı, sınavlardan geçmeyi, zengin olmayı ve benzeri şeyleri istiyor insanlar. Her şeyi Allah'tan Beklemek bakalım ne kadar doğru.

Evet, Allah’tan istemekte haklılar, çünkü Allah mutlak güç sahibi ve istediğine verir, istediğinden alır. Buraya kadar normal fakat birde o insanların Allah’tan istedikleri şey için hiçbir çaba harcamadığı gerçeği ortaya çıkınca işler değişiyor. Bu olay o zaman tam bir cehalete giriyor diyebilirim. Otur ve iste isteklerin olsun kusura bakmayın ama Allah bizim haşa hizmetçimiz değil. Eğer istediğiniz bir şey için sadece dua etmekle yetiniyorsanız kusura bakmayın ama duanız kabul olmadığında şaşırmayın.

Allah’ım lütfen zayıflayım” dedikten sonra kalorisi fazla yemekler yerseniz, “Allah’ım zalimleri yok et” dedikten sonra neden o duayı ettiğinizi unutursanız, “Allah’ım Müslümanlara yardım et” dedikten sonra o yardım dilediğin insanlara 1 kuruş yardım parası, giysi, yeme-içme gibi yardımlarda bulunmazsan. Ya da en azından yardım istediğin Müslümanların dili olmazsan, “Allah’ım sınavlardan geçeyim” dedikten sonra eline bir daha kağıt kalem almazsanız, “Allah’ım üşengeçliğimi üzerimden al” dedikten sonra yatakta yatmaya devam ederseniz, “Allah’ım nefsimi kontrol etmemi nasip eyle” dedikten sonra nefsini kontrol etmek için hiçbir girişimde bulamazsan, kusura bakma ama duan kabul olmaz.

Önce sen istediğin şey için çabalayacaksın, mesela insanlara bir şeyler öğretmek istiyorsun, yazar olmak istiyorsun, “Allah’ım beni yazar yap” demekle yazar olamazsın. Bunun için önce yararlı kitaplar okumalısın. Sadece roman değil; Roman, Şiir, Tiyatro… gibi bir sürü türden eser okumalısın. Sonra küçük küçük yazmaya başlayacaksın, sadece bir tür yazmayacaksın ama Roman yazacaksın sonra şiir yazacaksın, deneme yazacaksın, birden çok türde yazılar yazacaksın. İşini seveceksin işte bunları yaptıktan sonra “Allah’ım ben çabalıyorum sende beni hayırlı bir yazar olmayı nasip eyle” diye bilirsin.

Diğer türlü hiçbir çaba harcamadan, hiç sabır göstermeden gidip Allah’a isteklerini sıralarsan bu arsızlık olur. Arsızlığı geçtim duanız kabul olmaz. Siz gördünüz mü hiç fakir bir insanın Allah’a her gün zengin olmak için yalvardıktan sonra gökten para yağdığını. Ne zaman fakir insan kalkar hayatını kurtarmaya çalışır (bu fakir insan sömürülen insan değil, kendini sömüren insandır.) o zaman Allah’ta onun duasını kabul eder.

Bende eskiden şu an eleştirdiğim insanlar gibiydim diyebilirim, hatta şunu da itiraf etmeliyim ki halan daha bazen yapıyorum bu arsızlığı… Bu gibi insanlar -eskiden öyle olduğum için kendimden biliyorum- istekleri için hiçbir çaba harcamazlar, harcasalar bile çok az bir çaba harcalar sonra Allah'a dua ederler Allah'ım şunları bunları istiyorum. Doğal olarak da dua kabul olmaz. O zaman da isyan ederler, şirk koşarlar.

Kısacası eğer hiçbir çaba sarf etmeden Allah’tan dualarımızı kabul etmesini beklersek, daha çok bekleriz. Çalışmalıyız, çabalamalıyız daha sonra Allah’tan istemeliyiz.
Allah hepimize dini anlamayı ve doğru yorumlamayı nasip etsin.

Enam Suresi 104: Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kimde (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınıza bekçi değilim.

Suresinden şu çıkarımları elde edebiliriz: Allah bizlere Kur’an-ı Kerim’i yani en mükemmel kitabı yolladı. Bundan sonra kim gerçekten gözünü açar ver gerçeği anlarsa kendi yararına, kimde gerçeğin karşısında körlük ederse kendi zararınadır. Allah bizlere Kur’an-ı Kerim kitabıyla her şeyi anlatmıştır, Allah bizim başımıza bekçi değildir. Bundan da anlayacağımız şu: zulüm altında olan “İNSANLAR” için sadece dua etmek yetmez. Allah'ın emrettiği gibi Zulme karşı çıkmalıyız, zulmü duyurmalıyız.

Şu sözü hiç ama hiç unutmayın “ÖNCE ÇABA SONRA DUA

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Allah'a emanet ol, Kendine değer ver.
Boş insanları umursama, takma kafana. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

17 Mayıs 2018 Perşembe

Oruç Tutmak Hakkında Düşünceler #2


Oruç Tutmak Hakkında Düşünceler #2

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Bugün yine Ramazanla ilgili bir yazıyla karşınızdayım. Kendimce Oruç nasıl tutulmalı ve oruç tutarken sadece yeme-içmeyi mi kesmeliyiz sorunu cevaplayacağım.

Günümüzde çoğu insan orucu sadece yemesini-içmesini keserek tutuyor. Bazıları gerçekten orucun o şekilde tutulduğunu sanıyor, bazıları ise orucun nasıl tutulacağını bildiği halde her zaman nefsini tutamayanlar. Orucu yeme-içmeyi keserek tutulduğunu sanan insanlar, insanların bakılmaması gereken yerlerine bakar, küfür ederler, çok ve boş konuşurlar, açım-susadım gibi sözlerini günün çoğunda kullanır (düşünür demiyorum, günlük hayatında bu sözleri söyler diyorum.), eline-diline-beline sahip çıkamaz. Bu genellemedir, herkes için geçerli değildir. Orucun nasıl tutulduğunu bilip ama nefsini tutamayanlar ise çok konuşmaya başladıklarında oruç akıllarına gelir ve susarlar, açıktım-susadım derler bazen onda da yaptıkları hatayı anlarlar dememeye çalışırlar, orucu uykuya tutturmayan insan olmaya çalışırlar, küfür etmemeye çalışırlar, sabırlı olmaya çalışırlar, sakin olmaya çalışırlar. Anlayacağınız oruç gerçekte nasıl tutulması gerekiyorsa o şekil tutmaya çalışırlar. İnsan dediğimiz varlıkta öyledir zaten, bir şeyi yüzde yüz kusursuz yapamasa da en azından pürüzü en aza indirmeye çalışır.

Bizde oruç nasıl tutulur bunu bir kavramalıyız ilk önce, oruç sadece yeme-içmeyi bırakarak tutulmaz. Oruç tutarken yeme-içmeden, uykudan, tembellikten, küfür etmekten, sinirlenmekten, isyan etmekten, cinsel istekten uzak durmalıyız ve harama bakmamalıyız. Sakın ben bazen sinirleniyorum, küfür ediyorum, tembellik yapıyorum o zaman benim orucum kabul olmuyor diye düşünmeyin. İnsanız hepsini kusursuz bir şekilde yapamayız, en azından kusursuz yapmaya çalışmalıyız. Sinirlendiğimiz de hemen oruç gelmeli aklımıza ve sakinleşmeye çalışmalıyız. Oruç tutuyorsanız sizi sinirlendirecek, sizi tembelliğe sürükleyecek, sizi hayattan bıktıracak çok insan karşınıza çıkacak ve sınav olacaksınız bu tür şeylerden. Fakat siz sakinliğinizi korumaya çalışın unutmayın bunun bir sınav olduğunu.

Oruç tutuyorsanız eğer tutmayan insanlara kötü gözle bakmayın, onara kâfir, ateistmiş gözüyle bakmayın. İslam hoşgörü dinidir ve yaptığını ibadetler sadece sizleri kurtarır, sizleri hikmete ulaştırır. Karşınızdaki insan oruç tutmuyorsa ya da karşınızda yemek yiyorsa onun günahı size işlemez. Sokakta yemek yiyen, su içen insan gördüğünüzde o insanlara bağırmayın ya da o insanları aşağılamayın. Onlara kötü sözler söylemeyin, unutmayın biz hoşgörü dininin mensuplarıyız. Eğer biz o insanları aşağılarsak ve oruç tutmayan inşalara kötü sözler söylersek o zaman İslam dinini de kötü göstermiş oluruz. Çoğu insan: “İslam kusursuzdur, kusurlu olan insandır.” Bu gerçeği bilmediği için Müslüman bir insan günah işlediğinde bunun nedenini hemen İslam dinine atıyor. Bu yüzden dikkat etmeliyiz.

Daha öncede yazdığım Ramazan ile ilgili yazımda orucun düşünmeye yaradığını yazmıştım okumak için TIKLA Allah bizleri orucun gerçek hikmetine ulaşmamızı nasip etsin.

Herkese Hayırlı Ramazanlar…

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Benim için değerlisin, kendine iyi bak.
Görüşmek üzere, kitap okumayı unutma… (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.

Paylaş:

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Filistin'de Katliam Var


Filistin'de Katliam Var

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Kahpe İsrail’in kahpe dostu Amerika ile yaptığı katliam bütün insanlığı ilgilendirir. Sadece Müslümanları ilgilendirmez, Yahudiyi, Hristiyan'ı, Budist’i, Ateisti herkesi din, dil, ırk, toprak ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığı ilgilendirir. Eğer bir insan Filistin’de ölen insanlar için “Beni ilgilendirmez, benim milletimden değil.”, “Araplardan nefret ederim, gebersinler”, “Umurumda değil” gibi aptalca cümleler kurup Filistin’deki insanlara acımamasının nedenini Filistin’in Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlığını ilan ettiğine bağlıyorsa bu yaptığı çok yanlıştır.  

Din, dil, ırk, toprak gibi olan her şeyi unutun ve Filistin’deki insanlara Arap ve Filistinli gözüyle değil de insan gözüyle bakın eğer gönül gözünüzü Allah kapatmadıysa eğer gerçekleri görecek kadar açıksa gözleriniz bakın ve tekrar düşünün bir insan gibi düşününün. Biz Türkler arkada insan bırakmayız, bizim dinimizden olanın ölmesine göz yumamayız, biz Türkler merhametli olmalıyız.
Kim ne derse desin bana ister küfür etsin isterse öldürsün aşağıda belirteceğim bu insanlar hakkında düşüncem tektir: Filistin’de çocuklar öldürürken birileri gece kulüplerinde, geceleri hayat kadınlarıyla geçiriyorsa gününü o insanın insanlığından şüphe ederim. Eğer bir çocuk ölürken bizler sessiz olursak yazıklar olsun bizlere…

Diğer Arap ülkelerine tepkim büyük sırf Amerika ve İsrail ile iş birliği yapıyor diye Filistin'e yardım etmeyen, kınamayan lideri şerefsiz olan bir ülkeden farksız. Arap hükumetlerinde yaşan insanlar ve Filistin’i görmezden gelmeyen Arap ülkeleri için değil birazdan söyleyeceğim sözler, birazdan söyleyeceğim sözler Filistin’i görmezden gelen Arap hükumetlerini yöneten şerefsiz, onursuz liderlere… Ben bu insanların Müslümanlığından şüphe ederim. Bunların Allah korkusu olduğundan şüphe ederim. Zenginliği görünce azıtmış Arap hükumeti başkanları Amerika'nın açık bir hizmetkarı ve kölesi olmuştur.

Tekrar Türkiye’ye siz ermeni soykırımı yaptınız diyerek çocuk kandırmaya çalışıyorlar bu kahpe İsrail, herkesin gözünün önünde binlerce insanı öldürüyor, binlerce hilekarlık yapıyor kimsede çıt sesi çıkmıyor.  

İnsanların sokaklara dökülüp protesto yapıp İsrail’i kınaması iyi bir şey fakat biz burada onları ne kadar kınasak da onlar yapacaklarını yapıyorlar. Çünkü onlarda ar, namus, şeref, onur, insanlık hiçbir şey yok. Biz ne kadar lanetler yağdırsak da onların umurunda olmayacak. Artık devletlerin araya girip bu savaşı bitirmeleri gerekiyor diye düşünüyorum sadece kınamayla bir yere varılmaz. Cümlemi şöyle bitirmek istiyorum: Amerika ve İsrail asla masum olmadı olmayacakta, ne Amerika girdiği devlete özgürlük dağıtacak ne de İsrail insan öldürmeyi bırakacak. Başka devletleri savunmayın, Amerika, İsrail’i destekleyerek kendinizi akıllı sanmayın aksi taktirde doktora görünün. Çünkü canilik, vicdansızlık ve merhametsizlik bir hastalıktır.

Filistin’de ölen 62 insanın mekanları cennet olsun…

Okuduğun için teşekkürler, kendine iyi bak.
Dünyaya gereklisin, çok kitap oku. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

15 Mayıs 2018 Salı

Oruç Tutmak Hakkında Düşünceler


Oruç Tutmak Hakkında Düşünceler

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Bugün 11 ayın sultanı Ramazan Bayramı’na giriyoruz Allah’ın izniyle. Ramazan boyunca çeşitli aralıkla Ramazan ile ilgili yazılar yazacağım. Bu yazı da bir nevi başlangıç yazısı olacak kısaca kendimce orucu tanımlayıp, yine kendimce nasıl tutmamız gerektiğinde bahsedeceğim. Daha önce Oruç tutana ve tutmayana saygısı olmayan insanlar hakkında yazdığım yazıyı da okumak isterseniz TIKLA

Oruç’un internetteki tanımı şu şekilde:
1.Tanrı’ya ibadet etmek ereğiyle, belli bir süre için yeme, içme, cinsel ilişki ve benzeri dünya zevklerinden kendini alıkoyma.
2. haz veren şeyleri bir süre için bırakma.
Tanımından da anlaşılan şekilde oruç sadece yeme-içmeyi keserek tutulmaz. Oruç tutarken yemek-içmeyi, cinsel ilişki, göz zinasını, küfür etmeyi bırakmalıyız. Kısacası arzularımıza ara vermemiz gerekiyor.

Peki oruç tutmanın yararı nedir?
Yukarıda da belirtiğim gibi oruç bize arzularımızı tut diyor ve arzularımızın içinde ise şehvet ve iştah vardır. Yazar ve davranış bilimleri uzmanı Aşkım Kapışmak’ın dediği: psikoloji şunu söyler, bir insan şehvetini ve iştahını tuttuğunda düşünmeye başlar. Ben buna katılıyorum. Aylarca bedenimize yiyerek-içerek doyurduk artık düşüncelerimle ruhumuzu beynimizi doyurmamızın vakti geldi.
Oruç bir kısıtlama değildir, aksine insanı özgürlüğe götürür oruç tutmak çünkü oruç tuttuğumuzda düşünmeye başlarız ve düşünmede insanı özgürlüğe götür. Bu akıllı ve zeki inşaların anlayabileceği bir olaydır, nedenini sorarsanız eğer çünkü akıllı ve zeki insan bilir ne kadar düşünebiliyorsan o kadar özgürsün felsefesini…

Tabi oruç herkesi düşündürmeye başlamaz, kimi düşündürmeye başlar peki? Oruç tutarken “acıktım ben ya”, “çok susadım ya, ölüyorum.”, “Bu ne sıcak ya oruç tutuyoruz”, “susadım-acıktım” gibi şeyleri düşünen insanlar ve orucu uykuya tutturan insanları düşündürmeye başlamaz. Bu insanlar bilmez ki oruç isyan ederek tutulmaz ya da uyuyarak tutulmaz. Benim sizden istediğim tek şey kendinizi soyutlayın bu dünyadan. Bırakın acıksın-susasın beden nede olsa eninde sonunda yiyeceksiniz yemeğinizi. Bundan yararlanmaya çalışın düşünün, dünyevi konuları, dünyevi zevkleri düşünmeyin en azından 1 ay düşünmeyin. 11 ay beynimize, düşüncelerimize oruç tutturduk şimdi düşüncelerimizin orucunu bozmanın zamanı geldi…

Orucun bir diğer özelliğiyse insana insan olduğunu hatırlatmasıdır. Hamd etmeyi, şükür etmeyi, sabırlı olmayı, sadık olmayı hatırlatır insana oruç. Ayrıca oruç sadece bizim dinimiz olan İSLAM’da yoktur, diğer dinlerde de oruç tutmak vardır. Keşişler kendi özlerine dönmek için, düşünmek için oruç tutarlar. Keşişleri gözlemlediğimizde görürüz onların günlerce yemeyip-içmeyip özüne döndüklerini ve keşişlerin ne kadar sabırlı olduğunu da görürüz. Allah bizde günlerce yeme-içme demiyor ayrıca sadece gün içinde belirli vakitlerde tut diyor.

Eğer orucun gerçek nedenini insanlara anlatırsak ve öğretirsek daha çok düşünen daha sabırlı bir toplum yetiştirebileceğimize inanıyorum.

DÜŞÜNEN BÜTÜN İNSANLARIN RAMAZAN BAYRAMINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM.

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine değer ver.
Benim için değerlisin, kendine iyi bak. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.  

Paylaş:

13 Mayıs 2018 Pazar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun


Anneler Gününüz Kutlu Olsun

Merhaba ben EleştirmenAdam. Bugün ne yazacağıma karar verememiştim, hikaye mi yazsaydım yoksa eleştiri mi diye düşünürken bugünün Anneler Günü olduğu aklıma geldi ve bu yazıyı yazma kararı aldım. Anne kelimesini hak eden bütün kadınlarımıza bu yazım armağan olsun.

Dünyada gelen en değerli varlık ve en kutsal Peygamberlerimizden sonra Annelerimizdir. Fakat şu da bir gerçektir ki Peygamberlerimizi de bir Anne doğurdu. Bütün büyük liderleri, GERÇEK din alimlerini, halk ozanlarını, şairleri, yazarları bir Anne doğurdu. Annelerimiz bir mucizedir beni gözümde bu kadar güzel şey ancak bir mucize olur çünkü, Allah’a şükürler olsun ki benimde gerçekten Anne sözünü sonuna kadar hak edecek bir annem var. Allah ondan razı olsun.

Neşat Ertaş’ın bir sözünü sizlere aktarmak istiyorum öncelikle: Kadınlar insandır, biz insanoğlu bu sözü ben şu şekilde çevirip yorumlamak istiyorum “Anneler insandır, biz insanoğlu” büyük ustanın bu sözünü okuduğumda haklı olduğunu anlayarak yüzümü bir tebessüm kaplıyor.

Ben haksız olduğumda hakkımı aramayı, merhameti, hayvan sevgisini, espri yapmayı ve birçok şeyi hep annem sayesinde öğrendim. Hayatımda ne zaman annemin haberi olmadan bir yaramazlık yapmasan dayanamaz hemen anneme gider anlatırdım (hala daha öyle). Bu yüzden annemden gizli saklı hiç iş yapmadım. Annem bana çikolata veya başka bir yiyecek aldığında ilk ısırığı o almadan bende yemezdim o aldığı yiyeceği, onu zorlardım ilk o yesin diye. Küçükken yanımda annem yokken bir şey yediğimde keşke annem yanımda olsa da o da yese diye düşünerek gözlerim dolardı. Ne zaman okulda haklı bir sebepten dolayı öğretmenimle tartışsam anneme anlatırdım eğer haklıysam arkamda dururdu. Annem benim dert ve sır ortağım oldu bu yüzden hep. Bir işe girişmeden önce anneme anlatırım hala daha anlatırım. Onun da fikrini alırım. Annem yemek sonrası herkes sofradan kalktıktan sonra bulaşıkları durularken ben onunla durmadan sohbet ederim. Bu yüzden annem benim, dünyadaki en sevdiğim insandır. Allah Anneme sağlıklı, uzun ve huzurlu ömürler versin.

Anne sözcüğünü gerçekten hak eden Annelerimizin değerini bilmeliyiz. Anneler bir sürü dert yanar fakat ertesi günü yine kalkar aynı işi yapar çünkü annelere fedakardır. Bu ülkeyi kurtuluş savaşında Annelerimiz ve Annelerimizin çocukları kurtardı Allah onlardan razı olsun, mekanları cennet olsun. Bize hayatı okulda öğretmezler (Bence okulda hayatın gerçekleri de öğretilmelidir.) elinden geldiği kadar Annelerimiz öğretir bizi hayatın gerçeklerini.  Eğer biz merhametliysek, adil ve adaletliysek bu Anne sözcüğünü hak eden Annelerimiz sayesindedir.

Bazı ruhu şerefsiz, bilgisiz, eşekten bir farkı olmayan kendini adam sanan geri zekalılar Bir anneden doğup bir Anneyi öldürüyorlar. Bunu yapan insanlar nankördür ve nankörlük dünyanın en şerefsiz, en pislik, en aptalca, en adi şeyidir.

BÜTÜN ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ EN İÇTEN KUTLARIM...

Anneler Hakkında Güzel Sözler

Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir anne tarafından büyütülmüş olanlardır.
Andre Maurois

Hiçbir süs ve tuvalet, bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez.
Emile Brochvogel

Anne kalbi, çocuğun okuludur.
Henry Ford

Bir anne yüreği, dibinde her zaman af bulunan bir uçurumdur.
Honore de Balzac

Annene hizmet et; çünkü cennet annelerin ayakları altındadır.
Hz. Muhammed (sav.)

Hiç unutulmayacak yüz, anne yüzüdür.
Hz. Muhammed (sav.)

Annelerde kırık kalpleri yapıştıran, sihirli bir tutkal vardır.
Jackson Brown

Yaşamdaki güzel şeylerin çoğu ikişer, üçer, düzinelerle ve yüzlercedir. Sayısız yıldız, gül, kardeş, hala ve kuzen vardır; ama anne tektir.
Kate Douglas Wiggin

Önemli olan her şey için güvendikleri kişi annedir, o gıdadır, yataktır ve soğuk gecelerdeki ek battaniyedir.
Katherine Butser Hataway

Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştır.
Kur'an-ı Kerim

Kadının en büyük vazifesi, analıktır.
Mustafa Kemal Atatürk

Beşik sallayan eller, dünyayı yerinden oynatacak bir gücü simgeler.
Peter de Vries

Anne, beş kişi için yalnızca dört dilim pasta olduğunu fark ettiği anda, pastadan nefret ettiğini duyuran ilk kişidir.
Tenneva Jordan

Kadınlar zayıftır; ama analar kuvvetlidir.
Victor Hugo

Okuduğunuz için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Benim için değerlisin, kendine değer ver.
EleştirmenAdam.














Paylaş:

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Yazıyoruz Ama Kime?


Yazıyoruz Ama Kime?

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Geçenlerde bir arkadaşımı saçını kestirirken beklediğim berber dükkanında otururken aklıma gelen bir düşünceyi sizlere aktarmak istiyorum. Düşüncemin sorusu, yazıyoruz, doğru veya yanlış birilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz ama kime? Cevabını düşününce biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.

Her gün yazıyoruz; kimi zaman içimizi döküyoruz, kimi zaman hikaye yazıyoruz, kimi zaman şiir yazıyoruz, kimi zaman deneme yazısı yazıyoruz, kimi zaman eleştiri yazısı yazıyoruz, kimi zaman insanların yanlış düşüncelerini düzeltmesi için yazılar yazıyoruz, kimi zaman insanların bilgilenmesi için bilgi yazıları yazıyoruz, kimi zaman insanlarımız tarihini yanlış bildiği için doğru tarih yazıları yazıyoruz, kimi zaman zamanın eskitmiş olduğu ustaları kaleme alıyoruz. Bazen sayfalarca bazen de iki satır yazı yazıyoruz. Sadece yukarıda belirtiğim konularda değil her konuda insanları bilgilendirmek için yazılar yazıyoruz. Çoğu yazımızda kitap okumanın ne kadar yararlı olduğunu ve bu yazıyı okuyanın da kitap okumasını öneriyoruz.

Şimdi insanları eleye eleye bizim makalelerimizi kimlerin okuduğunu bulalım.
Öncelikle makalelerimiz Türkçe olduğu için Türk insanı okuyor makalelerimizi, Çoğumuz kendi kişisel web sayfasında yayınlıyor bu makalelerini, çoğumuzun yazısı ne gazetede çıkıyor ne de dergide bu yüzden bizim yazılarımızı sadece web sitesinin ne olduğunu bilenler okuyabilir. 
Konferans, söylev gibi konuşmalara da çıkmıyoruz. Sadece ama sadece internete girecek telefonu veya bilgisayarı olanlar okuyabilir bizim makalelerimizi. Kitap, veya herhangi bir yazı okumayan insanları da elersek eğer, internete girebilen okuyuculara ulaşabiliyoruz. Çok tanınmadığımız, çok büyük bir kitlemiz olmadığı için de sadece bizi tanıyan okuyucular okuyor yazılarımızı. Daha çok eleriz bu şekilde kısacası eleye eleye elde bir avuç insan kalıyor. Bu insanlarda yazarlar ve okuyucular oluyor.

Bizim burada insanların düzelmesi için yazdığımız yazıları sadece düzelmiş insanlar okuyor kısacası… yani bizim burada yazdığımızı karşıdaki okuyucuda biliyor. Bizim amacımız neydi peki? Yanlış düşünen insanları düzeltmekti. Maalesef ki bizi yanlış düşünen insanlar okumuyor, zaten yanlış düşünen insan yazı okumayı sevmiyor. Bizim köylerde yaşayan insanlar için, kahvehanede oturan insanlar için, hayvanlara eziyet eden insanlar için, dini kullanan insanlar için ve farkındalığı olmayan insanlar için yazdığımız yazılar onlara ulaşmıyor. İnsanların farkındalığı için yazdığımız yazıları sadece farkındalıklı insanlar okuyor. Bir sürü harfleri kelimeler ve cümleler kuruyoruz yazımızı okuyan insanlar düzelsin diye fakat o yazılarımızı zaten düzgün insanlar okuyor. Peki böyle olunca amacımıza ulaşmış oluyor muyuz? Bence hayır…

Hepten de motivasyonumu düşürmedim ama en azından şiirlerimizi şiirden anlayan insanlar okuyor, yazılarımızı düşünebilen insanlar okuyor.

Bunu düzeltmek için neler yapılabilir kendimce düşündüm mesela; magazin, siyaset ve diğer insanı yoran şeylerden ırak sadece yararlı bilgi, şiir, makale gibi konuları barındıran gazeteler çıkarılmalı ve fiyatı çok ama çok az olmalı. Her esnafa zorunlu olarak verilmelidir. Köylerde konferanslar, söylevler yapılmalı. Bizim ulaşamadığımız insanlara böyle çeşitli yollarla ulaşmamız gerekli diye düşünüyorum. Sizin de eğer bu şekilde de ulaşabiliriz dediğiniz bir yol varsa yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
kendine değer ver, benim için değerlisin. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.

Paylaş:

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Hz. Muhammet'in Ümmeti, Atatürk'ün Askeriyiz. Biz Türk Cumhuriyetiyiz.

Öne Çıkan Yayın

Yanımda Sen Yok - Şiir Denemesi

Üzüm yiyim dedim; Üzüm teveğine* baktım, Üzüm yok. Neyse dedim incir yiyeyim; İncir ağacına baktım, İncir yok. Bari dedim sevdiğ...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.