12 Kasım 2017 Pazar

Domaniç Dağlarının Yolcusu (İnceleme)

Dominiç Dağlarının Yolcusu - EleştrimenAdam

Bu gün inceleyeceğimiz kitap; Şukufe Nihal’ın yazdığı: “Domaniç Dağlarının Yolcusu” Kitabıdır. Bu kitapta yazarın kalemini, dilini, üslubunu inceleyeceğiz.

Bu kitap bir gezi yazısıdır. Şukufe Nihal, bir arkadaşından duyduğu, hikayeye çok etkilenerek gittiği köyde geçirdiği vakidi, yaptığı işleri, kırılan hayallerini tek tek akıcı bir şekilde bu kitabında yazmıştır. Yazarımız bir vatan aşığıdır.

Arkadaşının anlattığı hikaye şuydu Şukufe Nihale: “Dominiç köylerinin birinde, güzel bir kadın vardır. Bu kadını köyün bütün erkekleri ister fakat kadın gururlu bir insan olduğundan hiç birine yüz vermezdir. Daha sonra aralarından birini beğenip evlenir, bir çocukları olur o zamanlar bilmem ne savaşları çıkar ve adam savaşa gider orada şehit olur. Kadının bütün aşıkları tekrar toplanır kadının başına fakat kadın gururlu ve sadık olduğundan hiç birine varmaz. Tarlarda kendi başına çalışıp oğlunu vatana millete yararlı bir şekilde yetiştirir. İnönü savaşı başlar ve kadın oğlunu silahlandırıp vatana yardım için yollar. Bir gün kadına bir haber geliyor “Oğlun düşmana yardım ediyor” diye. Ve kadın hiç düşünmeden silahını alıp doğruca oğlunun yanına gider. Oğlu annesi geldiği için sevinir elini öpmek için annesinin yanına giderken kadın silahını doğrultur oğluna ve oracıkta vurur. Daha sonra arkasına bile bakmadan çekip gider.” (Hikayeyi kısalttım)

Bu hikayeyi duyan Yazarımız, bu kadına hayran olmuştur. Çünkü kadın vatana ihanet eden oğlunu gözünü kırpmadan vurmuştur.  “Bu nasıl bir yiğitlik bu nasıl bir mertlik ve doğruluktur” gibi düşüncelere dalan yazarımız. Kadının yaşadığı, Domaniç dağlarına gitme kararı alır. Gider fakat kadınla alakalı hiçbir bilgi yoktur. Bu köyde kimse bilmez o kadının yiğitliğini. Kadının izine rastlayamaz. “Bir gün bir haber gelir ve o, yiğit kadının evine giderler, kadın dışarı çıkar fakat gençtir. Yazarımız bu duruma çok şaşırmıştır. Ona sarılır içi ferahlar sanki mesutluğa sarılır gibi mesut olur.” Tabi daha sonra uykudan uyanır yani gördüğü  kadın gerçek değil bir rüyaymış. Hemen her şeyi bırakıp, İstanbul’a döner.

Yazarımız bu kitapta gerçekten akıcı bir dil kullanmış. Köylülerin bir kuru ekmekle bile mutlu ve mesut olduklarını, kendiside sıcacık ev ekmeğini yerken ki zevki resmen kitaba işlemiştir.

Köylülerin eğlence olarak çaldıkları çalgıyı beğenmemiştir ve burada ki insanların eğlenmeyi, şarkı söylemeyi unuttuklarını yazmıştır. Kadınların sadece çalıştıklarını, yemek yaptıklarını fazla söze karışmadıklarını ve genç yaş da harap olmalarını işlemiştir kitabına yazar.

Bu kitap bir gezi yazısı olduğu için yazar çoğunlukla gerçekçi ve olayları abartmadan sade bir şekilde yansıtmıştır.

 Okumanızı tavsiye ederim, gerçekten vatan sevgisini, köydeki yaşamı ve yazarın yaşadıklarını içinizde yaşayabileceğiniz bir kitap.

Yazarın Notu: “Yorum yapmayı ve Paylaşmayı unutmayınız. Kendinize İyi Bakın…”

Diğer yazıları kaçırmamak için isterseniz yukarı sağdaki abone ol butonuna tıklayıp mail adresinizi yazabilirsiniz. isterseniz de: sağ üstteki, üst üstte üç çizgi olan(Menü) olan yere tıklayın. açılan yerde isterseniz takip edin isterseniz izleyici kısmında yazan izleye tıklaya bilirsiniz.


Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

İhtimal Ki - Şiir

İhtimal ki şu an aynı anda Gökyüzüne bakıyoruz; İhtimal ki aynı anda Kuşlara selam veriyoruz; İhtimal ki aynı Türküyü Dinliyor...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.