10 Aralık 2017 Pazar

Rezil Bir Gün

Rezil Bir Gün

Bu sabah uyandığımda hava güzeldi. Bugünün güzel geçeceğine emindim. Kahvaltımı yaptım, ardından kendime bir bardak çay koyup yatağa uzandım. Bilgisayarı açtım dün yarısını izlediğim filmin bugün diğer yarısını izleme kararı aldım. Filmin adı “Esaretin Bedeli”, filmi zevkle izledim, bir yandan çayımı yudumlayıp diğer yandansa altyazıyı okumaya çalışıyordum. Film bitti. İnternette boş boş gezinirken telefonum çaldı. Telefonu açtım, arayan arkadaşımdı geçen hafta bugün için yaptığımız planı anlattı. Bende saat 8’den erken çıkamayacağım söyledim. Çünkü yazacağım bir yazı vardı. Yazımı yazdım. Arkadaşım tekrar aradı saçımı yıkayıp, kurulayıp çıktım. Arkadaşlarım arasında bir kişi eksikti, bu kişi benim en yakın arkadaşlarımdan biriydi. “O, nerede” diye sordum. Onlarda bana, onun bizi çarşıda beklediğini söyledi.

Bu arada kusura bakmayın size geçen hafta, bugün için yaptığımız planı anlatmadım.
Plan şuydu: İçmek! Bu kararı yanlış olduğunu nerden bilebilirdim ki?
Çarşıya çıktık arkadaşım bizi büyük bir mağazanın önünde bekliyordu. Fazla kişi olduğumuz için, ben hepimizin birden mağazaya girmesine karşı çıktım daha sonra zaten çoğu kişi bana katılıp büfeden alma kararı aldı. Arabayla büfeye gittik, altı tanesi ucuz olduğu için altı tane bira aldım. Üçü arkadaşıma üçü kendime. Buraya kadar mutluydum, çünkü planlarımız sıkıntısız işliyordu. Bu arada biz büfeye gittiğimizde iki arkadaşımız bizden ayrılıp gitmişti.

İçkilerimizi aldıktan sonra dere kenarına gittik, herkes biralarını açıp içmeye başladı. Çoğu kişi bira almıştı yalnız iki arkadaşımız farklı bir içki almıştı. Biramı açıp yudumlamaya başladım. Onun o pis tadı ağzıma geldiğinde suratımı ekşittim hatta bir iki öğürdüm de. Biramı bu şekilde zorla içmeye çalışırken en yakın arkadaşlarımdan biri yanıma geldi ve elindeki telefonu gösterdi ilk başta anlayamadım ne demek istediğini, mesajları okumamı söyledi. Mesaj da onun o kendinden daha çok sevdiği, kendi canından sakındığı insan, ona ayrılık mesajı atmıştı. Zaten insanın başına bu tür kötü olaylar hep kötülük yaparken gelir. İşte mutluyken bira içersen, Tanrı seni bu şekilde cezalandırır. Mesajı görünce biramdan sert bir çekiş yaptım. Bu sefer gerçekten kusacaktım. Ayağa kalkıp çerezinde yardımıyla, birinci biramı bu şekilde bitirdim.

Biramı içerken bana yardımcı olan çerezim bitmişti. Sevdiğinden ayrılan arkadaşımı da yanıma alıp çerez almaya gittik. Çerez almaya giderken kafam hafif meyliydi, rüzgâr sertti fakat sanki benim için esiyordu. Ilık rüzgâr yanaklarımı okşuyor, beni çok seven bir insan gibi yanaklarıma öpücükler konduruyordu. Bu arada arkadaşımda, hayatla ilgili birkaç şeyler söylüyordu bende ona söylüyordum. Deredeki bankta bir çift oturuyordu onların yanından geçip, çerezimizi almak için bir bakkala girdik. Cebimden beş lira çıkarttım. Beş liralık alışveriş yaptım, adama parayı uzattığımda adam dört lira dedi. Bende adama aldıklarımın fiyatlarını göstererek beş lira olduğu söyledim ve parayı verip çıktım. Bakkaldan çıktıktan sonra düşündüm, “Acaba sarhoş olan ben miyim yoksa dikkatsiz, vurdumduymaz insanlar mı?
Devamı gelecek uzun olduğu için bölerek yayınlama kararı aldım.
Devamını Kaçırmak İstemiyorsanız, sağ üstteki, üst üstte üç çizgi olan yere tıklayın açılan yerde isterseniz takip edin, isterseniz de izleyiciler kısmında izle'ye tıklaya bilirsiniz.

Okuduğun İçin Teşekkür Ederim... Kendine iyi bak, benim için değerlisin.
-EleştirmenAdam
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

Ara Veriyorum

Merhaba ben Sinan Acar. Liseden bu sene mezun oldum ve meslek lisesi okuduğum için gerek okul ve gerek staj yaparken üniversite sınavı...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.