31 Ocak 2018 Çarşamba

Karanlıktaki Adam Bölüm:5

Karanlıktaki Adam
EleştirmenAdam
Not: Bu yazı Paul AUSTER'in kitabından alıntı değildir. Bizzat EleştirmenAdam tarafından yazılmıştır.
Keyifli Okumalar dilerim.
Bölüm:1 Tıkla
Günlerin ne kadar hızlı geçtiğini anlayamıyorum. Bazen o kadar hızlı geçiyor ki yaşadıklarımı sana dahi anlatamıyorum. Meleği tanımadan önce senenin, ayın, günün hiçbir anlamı yoktu benim için. Eskiden hangi gündeyiz bilmezdim ya da önemsemezdim. Zaten hemen hemen her gün aynı şey oluyordu.

Melek’le yaşayalı 1 aydan fazla oluyor. Bazen düşünüyorum da o olmasa hayatıma devam edebilir miyim diye, büyük ihtimal hayatıma devam edemem. Ölmesem bile ölü bir insan gibi yaşarım. O giderse eğer ilaçlarımı kullanmam ve büyük ihtimal kendi isteğimle olmasa bile onu unuturum, hastalığım yüzünden.

Yakında bu mahalleden taşınacağız, o zaman her şey daha güzel olacak, buna inanıyorum. Melek’le olduğum zamanlar, kelebeklerin bile bir önemi var benim için. O çok güzel bir kadın, şu an uyuyor. Perdenin camın örtemediği yerinden sızan günün ilk ışığı Meleğimin yanaklarını okşuyor. Güzel ve yumuşak kolları yorganın üzerinde dinleniyor.

Kalktım, kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Melek uyanmasın diye, sessizce hazırlıyorum. Kahvaltı zamanı çayını kulplu bardak da içiyordu ve iki şeker atıyordu. Her şeyi hazırladım, yanına gittim, biçimli, bir pamuk gibi olan yanağını öperek onu kaldırdım. Gözlerini yavaş yavaş açarken tebessüm etti, ellerini boynuma doladı o da beni öptü. Kahvaltı için hazırladı, geldi ve onun için olan sandalyeye oturdu.

Sohbet ederek yemeğimizi yedik. Hazırlaması benden, toplaması ondandı kahvaltılık için çıkarttıklarımı topladı, bulaşıkları yıkadı. Bu sırada bende zamanın geçmesi için, meşhur gıcırdayan sandalyeme oturmuş kitabımı okuyordum. Bir bardak çay doldurup yanıma geldi, bardağı masaya koydu.

Melek: Dışarıya çıkacağım bugün marketten almam gerekenler var, hem birde kitap almam lazım.
İsimsiz: Bende gelirsem neden olmasın, çıkabiliriz.
Melek: Bu kadar korkak olma, ben tek başıma da dışarı çıkabilirim.
Tartışma çok uzamıştı, bende onunla tartışmayı çok sevmediğimden, dışarıya yalnız çıkabilmesi için izin verdim.

İsimsiz: Kitapçıya gittiğinde bana da Sherlock Holmes Akıl Oyunlarının Gölgesinde kitabını alır mısın benim için.

Olur tabi ki deyip, yanağımdan öptü. Çok sevinmişti. Akşamüzeri üstünü giyinip evden çıktı. Melek evden çıktıktan iki-üç saat sonra okuduğum kitap bitmişti. Tam o sırada Meleği dışarıya yalnız gönderdiğim için pişman oldum. Çünkü bu mahalle pislikti, tecavüzcülerle, katillerle, yan kesicilerle doluydu. Hemen üzerimi değiştirip çıkacakken gözüme siyah paltom çarptı, onu da üzerime geçirip dışarıya çıktım. Arabamı çalıştırdım, hemen yola koyuldum. Mahalledeki bütün marketlere ve kütüphanelere baktım fakat hiçbir yerde yoktu…
- Devam Edecektir –


Okuduğun için teşekkür ederim, iyi ki varsın.
Kendine iyi bakmayı unutma.
EleştirmenAdam.
Paylaş:

30 Ocak 2018 Salı

The NoteBook - Not Defteri Film İncelemesi

The NoteBook - Not Defteri Film İncelemesi

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün The Notebook yani Türkçe adıyla Not Defteri filmi incelemesi yapacağım. Eğer bu aralar film arayışındaysanız izlemeniz gereken filmdir Not Defteri filmi. Filmin süresi 2 saat 4 dakikadır. Her dakikasını dikkatle izleyeceğiniz ve her sahnesinde sizlere ayrı ayrı duygular yaşatacak bir film. Bu inceleme spoiler içerir eğer izlemediyseniz, okumadan önce bir kere daha düşünün derim. 😊

Filmin başında kim olduğunu bilmediğimiz, ancak filmin sonralarına doğru anladığımız bir adam, hastanede Alzheimer hastası Allie Hamilton’a bir defterden bir hikaye okumaya başlar. Hikaye şöyledir kısaca ve kabaca anlatırsak: yaz tatili için, kasabadaki villalarına gelen 17 yaşındaki Allie, Noah isimli 17 yaşında bir çocuğun dikkatini çeker. Çocuk dediklerime bakmayın baya büyük gözüküyorlar filmde. Noah, Allie’nin yanına gidip dans teklifi eder, fakat Allie gülerek, sevgilisi ile birlikte dönme dolaba biner. Noah’ın aklına bir fikir gelir ve dönme dolap çalışırken, onların arasına atlar, dönme dolabın sahibi, dönme dolabı onlar tepedeyken durdurur. Kıza tekrar çıkma teklifi eder, fakat Allie kabul etmez. Bu sefer aralarından kalkıp, dönme dolabın demirlerine tutunarak sarkar, atlayacağından korkan Allie, çıkma teklifini kabul eder. Daha sonra inkar eder, vazgeçtim der fakat Noah pes etmeyecektir. Arkadaşının yardımıyla; arkadaşı, arkadaşının sevgilisi ve Allie ile sinemaya giderler. Sinema çıkışı Noah, Allie’ye yürüyerek gitmeyi teklif eder. Allie kabul eder ve giderler, yolda gerek konuşmasıyla gerek hareketleriyle Allie’nin dikkatini çeker ve çıkmaya başlarlar. Birlikte yaz boyunca çokça güzel vakit geçirirler. Bir gece eve gelmediği için Allie’nin babası ve annesi merak eder ve polise söyler, herkes Allie’yi ararken, Noah’nın arkadaşının haber vermesiyle eve giderler. Noah’ta içerdedir, Allie’nin annesinin Noah için ettiği bütün hakaretleri Noah içerden dinler ve kalkıp giderken, Allie gelir ve tartışırlar, Noah arabaya biner ve gider. Allie gittikten sonra 365’günün her günü Allie’ye mektup atar fakat Allie’nin annesi mektupları alır ve saklar, Allie’ye vermez. Noah askere yazılır, askerlik yapar. Allie ise bir askerle nişanlanır. Gelinlik provasındayken, Noah’ın gazete de resmini görür ve bayılır. Noah ona yıllar önce verdiği sözü tutup, eski olan evi tamir etmiştir. Allie nişanlısına bahane üreterek Kasabaya Noah’ın yanına gider. Burada birlikte bir süre vakit geçirirler, birbirlerine tekrar alışırlar fakat Allie’nin kafası karışık olduğundan bir gün nişanlısın yanına gitmesi gerektiğini, onunla evleneceğini söyler. Dünya, Noah’ın başına bir kez daha yıkılır. Bir gün sonra sabah, Noah uyurken bir araba sesi duyar ve balkona çıktığında, Allie’yi görür, ellerinde bavullarla ona gelmiştir.

Filmin sonunda bu hikaye Alzheimer hastası Allie Hamilton’un Not Defterinde olduğunu görüyoruz ve ona bu hikayeyi anlatan Noah’tır. Hatırlaması için her gün gelip bu hikayeyi karısına anlatıyordur Noah.

Eğer filmi izlemeyip, bu yazıyı okuduysanız, yine de gidip filmi izleyin çünkü çoğu ayrıntıyı yazmadım. Filmi izleyince göreceksiniz ki benim anlattığımın daha fazlası var filmde. şimdiden iyi seyirler.

Okuduğun için teşekkürler, kendine iyi bak.
Benim için değerlisin (bu mesaj sadece iyi insanlar içindir) EleştirmenAdam


Paylaş:

29 Ocak 2018 Pazartesi

MiM: Soru Etkinliği


Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün bir Soru etkinlik mimi ile karşınızdayım. Beni mimlediği için  Sinan BLoGRuz’a teşekkür ederim. Hadi başlayalım.
 Soru: 2017 senin için beş üzerinden kaç puan alır?
Cevap:  5 puan verirdim, her şey normaldi, blog’umu açtığım için 5 puan verirdim.
Soru: Maddi açıdan mı çok şey kazandın, manevi açıdan mı?
Cevap: Maddiyat açısından daha çok kazandım, zaten öğrenci olduğum için maddi açıdan biraz zor
😊
Soru: Kitap okumaya ne kadar özen gösterdin?
Cevap: Kitap okumadığım günler oldu. Orta derece özen gösterdim desem doğru olur sanırım.
Soru: Hiç pişman oldun mu?
Cevap: Pişman olmam gereken olaylar oldu fakat ben pişman olmadım.
Soru: Hiç bağışta bulundun mu?
Cevap: Evet bulundum.
Soru: Kendine yeteri kadar vakit ayırdın mı?
Cevap: Allah şükürler olsun, kendime çok zaman ayırdım.
Soru: İş/okul kısacası çalışma hayatında ne kadar başarılıydın? (10 üzerinden)
Cevap: 7 desem doğru olur. Okul ve staj hayatımda başarılıydım.
Soru: Hayatına giren mi çok oldu, çıkan mı?
Cevap: Giren de olmadı çıkan da olmadı
😊
 Soru: Gereksiz harcamaların mı ön plandaydı, iyi yatırımların mı?
Cevap: Üzülerek söylüyorum ki gereksiz harcamam ön plandaydı.
Soru: Blogunun durumu 2017'de nasıldı?
Cevap: Ben bloğumu 2017’nin son ayında kurdum. Bence orta derece 

Buradan bu yazıyı okuyan büyün blogger’ları mimliyorum. 😊

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
İyi ki varsın. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

27 Ocak 2018 Cumartesi

5 Film Tavsiyesi #2

5 Film Tavsiyesi

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugünkü makalem Film Tavsiyesi üzerine. Keyifle izleyeceğiniz, izlerken yorgunluğunuzu atabileceğiniz 5 Film Tavsiyesi vereceğim. Fazla uzatmadan filmlere geçelim.

1-   Dövüş Kulübü

Bu filmi izlemeyen ve beğenmeyen çok az insan vardır diye düşünüyorum. Bende çok duymama rağmen izlememiştim, izledim ve beğendim. Sıradan yaşamı olan adamın, uçakta bir sabun satıcısıyla tanışıp ve o sabun satıcısıyla yer altı bir iş olan dövüş kulübünü kurmasıyla başlıyor. Filmi ilerledikçe kafanız karışacak ve filmin sonunda her şeyi anlayıp tebessüm edeceksiniz. 😊

2-   Ucuz Roman

Bu film kült filmlerin içinden bir film. İki polisin başından geçen tuhaf ve ilginç olayları anlatıyor. Filmin hikaye anlatım biçimi çok tuhaf fakat çok da güzel, ben beğendim şahsen. İzlerken hem eğlenip hem de olayları kavramaya çalışacağınız bir film.

3-   Kuzuların Sessizliği

Bu film en çok beğendiğim filmlerden birisidir. Bir seri katili bulmak için başka bir seri katilden yani “Hannibal”’dan yardım alan bir polisin hikayesi. Gerçekten çok güzel ve akıcı bir hikaye. Az da olsa bir seri katilin psikolojisini anlamış oluyoruz. İzlemenizi tavsiye ederim.

4-   Esaretin Bedeli

Bu filmi de büyük ihtimal bir çoğunuz izlemiş ya da duymuştur. Suçsuz yere hapse giren ve hapiste akıllıca davranıp, azimle hapisten kaçan bir adamın hikayesi. Eğer izlemediyseniz bu filmi de hemen izlemenizi öneririm.

5-   Amelie

Bu film bazılarını sıkabilir. Önce fragmanına bakmanızı öneririm. Hayatı tek düze olan, insanları mutlu etmeyi seven bir kız Amelie. Bu filmi izlerken zaman zaman duygulanıp zaman zaman güleceksiniz. İzlemenizi önerdiğim son filmde budur.

Keyifli izlemeler dilerim…

Kendine iyi bak, iyi ki varsın.
kendine değer ver. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

26 Ocak 2018 Cuma

Ben Herkes Değilim

Ben Herkes Değilim

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Yine bir Eleştiri yazısıyla karşınızdayım. Bugün Eleştireceğim konu; çoğumuzun günlük hayatında kullandığı, düşündüğü bir konu yani: “Ben Herkes Değilim.” Konusu.

Çoğu insan kendini başkalarından ayırır, kendini farklı görür, düşünceleri, dinlediği müzikler ve bu müziklerden hissettikleri, bildikleri. Hatta bazen bir şey düşündükten sonra, kendi kendimize acaba dünyada bunu düşünen bir insan var mıdır? Diye sorarız kendimize.

Biri bizi övmeye dursun, hemen başlarız bu düşünceleri beynimize getirmeye, çok farklıyız gibi düşünürüz. Eğer bu şekilde düşünüyorsak, demek ki kimseden farkımız yok. Bizde herkes gibiyiz. Çünkü çoğu insan bu şekilde görür ve düşünür kendini sıradan bir insan gibi görenler az sayıda hem de yok denebilecek kadar az.

Benim gibi bir insan yoktur demek çok zordur aslında, çünkü dünyada bir sürü insan var illaki bizim gibi düşünen, bizim gibi davranan insanlar vardır. Kendimizi bu şekilde “Ben herkes değilim” deyip kandırmak yerine. Bu farkındalıkta olup; çalışmamız gerekiyor, okumamız gerekiyor, düşünmemiz gerekiyor, fikirler edinmemiz gerekiyor, araştırmamız gerekiyor, uzman olduğumuzu sandığımız konulara daha çok çalışmamız gerekiyor ve başarmamız gerekiyor.

Eğer başarırsak, o zaman herkes gibi olmayacağız, eğer uzman olduğumuzu sandığımız konuda gerçekten uzman olursak herkes gibi olmamış olacağız.

Ama oturup düşünmekten başka bir şey yapmazsak ve herkesten farklı olduğumuzu düşünürsek o zaman herkes gibi olmuş oluruz.

Düşündüklerimizi insanlara aktarmalıyız, onlarında fikirlerini almalıyız, fikirleri elemeliyiz ve en doğru fikri düzenleyip hayatımıza katmalıyız.

Yazarın Notu: “Ben herkesten farklıyım dersen, Farkın yoktur herkesten.”
Okuduğun için teşekkür ederim, iyi ki varsın.
kendine iyi bak (Bu mesaj sadece iyi insanlar içindir) EleştirmenAdam.






Paylaş:

25 Ocak 2018 Perşembe

Halam Geldi Film İncelemesi

Halam Geldi Film

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün karşınıza bir film ile çıkıyorum. Film dediğime bakmayın, gerçekten olan bir olayın ekrana yansımış hali. Filmin adı Halam Geldi, Türk film sektörünün en duyarlı, en iyi filmidir bence. Oyuncuları da o kadar iyi oynamış ki gerçekten filmi hissederek, anlayarak izledim.

Filmin konusu doğu tarafından K.K.T.C(Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) devletine göç eden insanların, törelerini de yanlarında götürmesini anlatıyor. Bildiğimiz üzere doğu da erken evlilik ve akraba evliliği bolca olmaktadır. KKTC’ye doğudan göç eden bu insanlar, kızlarını evlendirme yarışına giriyor adeta. Kızını daha kız hazır değilken zorla evlendiriyor babası. Çocuğu daha ilk okul çağındayken zorla çok yakın akrabasıyla ve kızından çokça büyük bir insanla evlendiriyor. Kız babasına ne kadar yalvarsa da babası kızını döverek, kızın annesini döverek zorla kabul ettiriyor. Zorla evlenen kız, ilk gecesinde akrabası olan adama “ben senin bacınım” ve “abi” diyerek hitap ettiği için daha küçücük kızı zorla dövüyor… gerisini yazmak içimden gelmiyor.

Küfür edesim var sayfalarca, evrende ki bütün yıldızlar kadar. Ama bu yazıyı küfrü sevmeyen insanlarda okuyacağı için etmeyeceğim. Ben kendi kendime, sizin duymadığınız bir yerde ederim.
Bir töre deyip sürdürmüşler aptallığı. Akraba evliliği yapmışlar ve çocukları sakat doğmuş, belki de doğmadan ölmüş. Ama bu insanların beyinlerinin, akıllarının ve ahlaklarının olmadığına yüzde yüz eminim. Eğer aksini iddia eden varsa çıksın karşıma.

Ülkemizde azalsa da halan daha var, İnşallah tamamen çocuk ve akraba evliliği biter. İnşallah Halam Geldi gibi filmler çıkar ve insanlar farkındalık kazanır.

Bir buralarda rahatça gezerken, o küçük gelinlerin halini düşündükçe ciğerimden parçalar kesiliyor. Bunu yapan insanlar tez vakitte inşallah yok olur. Lafım dinlediği zamanlarda her zaman bu konuyu dile getireceğim. Tamamen bitene kadar çocuk gelinlere ve akraba evliliklerine karşı çıkacağım.

Okuduğun için teşekkür ederim, iyi ki varsın.
Kendine iyi bak. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.) EleştirmenAdam.


Paylaş:

24 Ocak 2018 Çarşamba

Çevremizin Mutsuzluğu, Bizim Mutsuzluğumuz

Çevremizin Mutsuzluğu, Bizim Mutsuzluğumuz

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün bir konuya değinmek istiyorum o konu da: Çevremizdeki İnsanların Mutsuzluğu Bizi Mutsuz Eder, Konusu. Geçenlerde düşündüm bunu, gerçekten çevremizdeki insanların mutsuzluğu bizi de mutsuz ediyor.

İşe gittik diyelim, ofis arkadaşlarımızın hepsi mutsuz bir şekilde ortalıkta dolanıyor. Siz o gün mutlu uyansanız da o insanları görünce otomatik olarak sizde mutsuz olmak için bahaneler bulacaksınız ya da ofisteki arkadaşlarınızın mutsuzluk nedenini sorup, onlara üzüleceksiniz.

Bu olay birçok yerde de aynı şekilde işler. Okulda da mesela, bütün arkadaşlarınızın morali bozuksa siz de o gün mutsuz bir şekilde yaşarsınız. En yakın arkadaşlarınızın hepsi mutsuz ise sizde mutsuz olursunuz.

Örnek olarak da bazen ben mutluyken, arkadaşlarımla buluştuğumda, eğer onların morali bozuksa otomatik olarak benimki de bozuluyor. Fakat şakalarla, esprilerle moraller tekrar yerine geliyor…

Yani bizim mutluluğumuz için çevremizdeki insanlarında mutlu olması gerekir. Fakat yanlış anlaşılmasın, çevremizdeki sevdiğimiz insanların mutlu olması gerekiyor. Sevmediğimiz bir insan umurumuzda değildir zaten. 

Eğer mutlu olmak istiyorsak, diğer etkenlerin haricinde çevremizdeki sevdiğimiz insanlarında mutlu olması gerekiyor. Bu yüzden çevremizdeki, sevdiğimiz insanları mutlu edelim ki bizde bu sayede mutlu olabilelim.

Mutlu olmak için tabi ki sadece bu yeterli değil, insan birçok şey yaparken mutlu olabilir. Yazarken, okurken, başkasını mutlu ederken, güldürürken, şarkı söylerken hatta yalnızlıktan bile mutlu olabilir.
Bu yazı benim düşüncemdir.


Okuduğun İçin Teşekkür Ederim, iyi ki varsın.
Kendine iyi bak. (Bu mesajım sadece iyi insanlar içindir.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

23 Ocak 2018 Salı

Aylak Adam - Yusuf Atılgan İnceleme

Aylak Adam - Yusuf Atılgan

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün inceleyeceğim kitap: Yusuf Atılgan – Aylak Adam kitabı.
Sayfa sayısı:155
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İçindekiler:
Kış – 7
İlkyaz – 45
Yaz – 89
Güz – 135

Kitabın Hakkında: 

Yusuf Atılgan, kitabın asıl karakterine yani Aylak Adama sadece “C.” Diyor. Gerçek adını kitapta hiç öğrenemeyeceğiz. C. Karakteri bütün alışagelmiş, sıradan, tekdüze olan her şeye karşı. Aslında, insanların yaptığı bütün şeylere karşı. Kimseye alışmak istemiyor, kimsede ona alışmasın istiyor. Mesela lokantaya gidince ona gülümseyen bir garson gelirse, onun yapmacıklığına dayanamıyor çıkıyor. Her zaman gitti lokanta, eğer C.’ye o istemeden, her zaman içtiği portakal suyunu getirirse kalkar gider. Hayatı boyunca hep doğruyu aramaya çalışıyor, bulamayacağını bildiği halde uğraşıyor. Kitabın arka kapağında yazdığı gibi “Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman”.

Kitap Hakkında Düşündüklerim:

Yusuf Atılgan'ın diğer iki romanını da okudum, bazı sitelerde kötüleyen olmuş. Yusuf Atılgan'ın romanları gerçekten akıl gerektiren kitaplar, anlamak için sadece okumak yeterli değil ayriyeten yorumlama özelliği de olmalı insanda. Bu kitap için “Enseste” içerikli diye okumuştum bir yerde, inanmadığım için okudum kitabı ve iyi ki de inanmamıştım dedim. Kitabın içinde hiçbir türlü “Enseste” bir düşünce yoktur. C. Roman boyunca hep “Zehra” teyzesini anımsıyor, hatta babasının Zehra teyzesine yaptıklarını gördükten sonra, her kadında Zehra Teyzesi geliyor aklına ve bir anda uzaklaşıyor. C. Zehra teyzesini kötü anlamda aramıyor, onun şefkatini, merhametini ve kucağında onun saçını okşarken ki huzuru arıyor. Yusuf Atılgan, Aylak Adamı yazarak aslında bizleri anlatmak istemiş ve alışagelmiş pis olayları gün yüzüne çıkartmış. Ben kitabı beğendim, kitap okumayı seven insanların okuması gereken bir kitap olarak görüyorum.

Okuduğun için teşekkür ederim. İyi ki varsın.
Kendine iyi bak. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.) EleştirmenAdam.
Paylaş:

22 Ocak 2018 Pazartesi

5 Kitap Tavsiyesi #2

5 Kitap Tavsiyesi

Merhaba arkadaşlar ben, EleştirmenAdam. Nasılsınız bakalım? Bugün size beğendiğim, sizlerin de okumasını istediğim 5 Kitap Tavsiyesi vereceğim. İyi okumalar.

1- Fareler ve İnsanlar

Kısa boylu aklı başında bir adam ile uzun boylu, güçlü, kuvvetli fakat saf olan bir adamın hikayesidir bu kitabın konusu. Saf olanı bir kızın üzerinde ki ipeği beğendiği için ipeği okşamaya başlar. Kızda bağırmaya başlayınca, durumu fark eden arkadaşı onu da alıp oradan kaçar. Daha sonra başka bir çiftlikte işe girerler ve olaylar gelişmeye başlar.

2- Küçük kara balık

Günlük rutinden sıkılan bir balık, artık tutsak olmak istemiyor yaşadığı yere ve yola koyuluyor. Çocuk kitabı gibi görünse de bence yetişkinlerde bu kitabı okumalı ve içinden bir ders çıkarmalıdır.

3- Taras Bulba

Ukrayna kazaklarının cesur, zeki ve güçlü askerlerinin hikayesi. Çok güzel ve akıcı bir kitap. Kitap okumayı sevenlerin okuması gereken kitaplardandır.

4- Mucize

Doğuştan yüzünde bozuklukla doğan bir çocuk. Çocuğun ve yakınındakilerin psikolojik tahlilleri. Eminim ki bu kitap size çok şey katacak okumanızı tavsiye ederim.

5- Kelile ve Dimne

Eğer kendinizi çok zeki sanıyorsanız, kibirli, kurnaz bir insansanız bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bu kitabın içinde bir sürü akıllandırıcı, ders verici fabl tarzında hikâyeler bulunmaktadır.

Bugünkü Kitap Tavsiyelerim bunlardı.

Okuduğun için teşekkür ederim, iyi ki varsın.
kendine değer ver. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.) EleştirmenAdam.


Paylaş:

21 Ocak 2018 Pazar

Bu Sevgi Değil Saygısızlıktır

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugünkü Eleştiri yazımda, toplumumuzdaki bazı sadelikleri, güzellikleri ve saygı gösterilmesi gereken yerleri mahveden insanları Eleştireceğim.

İnsanlarımızın artık hiçbir şeye saygısı kalmadığı bu zamanlarda, birazcık bilinçlenmemiz için, bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.
Doğrusu gerekirse, eleştireceğim insanlar bu yazıyı çok büyük ihtimal okuyamayacak, çünkü bir şeyler okuyabilselerdi, eminim ki bu durumda olmazlardı.

Öyle bir zamana geldik ki, (bazı)insanlar Şov için yaşıyorlar. Başkası için yaşıyorlar, Şov için; kitap yazıyorlar, edebiyatla uğraşıyorlar, müzik türleri takip ediyorlar, kitap okumuş gibi yapıyorlar, bir şey bilmiş gibi yapıyorlar. Bunun örneğini fotoğraflarla vermek istiyorum.
Oğuz Atay'ın mezarı
Gördüğünüz gibi Oğuz Atay'ın mezarı. Oğuz Atay'ı tanımadan “albayım be”, “albayım…” gibi edebiyat yapmaya çalışan ahmaklar ya da tanıdığını sanıp yapanlar. Bu mezarı onlar bu hale getirdi. Gerçekten anlasalardı, ellerine Tutunamayanları alıp (onu da büyük ihtimal kendi almamıştır ya da sadece fotoğraf çekmek için almıştır.) “Albayım be!” gibi paylaşım yapacağına insan gibi düşünürdü. Oğuz Atay'ı çok sevenlere ve buna rağmen bununla prim kasmayan insanlara terbiyesizliktir bu. Oğuz Atay'ı saygı ve sevgi ile anıyorum. Allah mekanını cennet eylesin.
Tuncel Kurtiz’in mezarı
Bu fotoğrafa da çok diyeceğim var. Bu sade mezarlı bu hale getiren aptaldır, açık ve net bir şekilde hem de. Tuncel Kurtiz’in mezarından ne istediniz de bu hale getirdiniz. Bunu sevgi gösterisi gibi algılayanlar, bence tekrar düşünsünler. Bu sevgi gösteri değil, bu saygısızlıktır.
 tarihi eser
Bu fotoğrafta da tarihi esere ne kadar önem verdiğimizi görebilirsiniz. Bu bir günde yapılmış olamaz. Bu yapılmaya başladığında neden önlem alınmamış anlamakta güçlük çekiyorum. Bunu bu hale getirende bu hale getirirlerken göz yumanlar da Allah'ın verdiği akıldan nasibini alamamış insanlardır.
Süheyl Bey Camii
Tarihi bir camimizi restorasyon amacıyla neye döndürmüşler, akıl alacak iş değil gerçekten. Resimdeki Süheyl Bey Camii.

Bu konuda her türlü eleştiriye açığım. Burada yazanlar benim düşüncelerimdir, sizin düşüncelerinizle uyuşmayabilir.


Okuduğun için teşekkür ederim, iyi ki varsın.
Kendine iyi bak. (Buradaki mesaj sadece iyi insanlar içindir.)
EleştirmenAdam.
Paylaş:

20 Ocak 2018 Cumartesi

Soraya'yı Taşlamak Film İncelemesi

Soraya'yı Taşlamak

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün film incelemesi ile karşınızdayım. Bu filmde beni derinden etkiledi, bazı konulara uyanmamı sağladı. Filmin adı Soraya’yı Taşlamak. Yine izlediğim en iyi, en güzel, en anlamlı filmlerden biri olarak listeme ekledim. Bu filmi sizlerde izleyin diye bloğumda paylaşma gereksinimi duydum kendimde. Sizlerde izleyin ve daha fazla farkındalık kazanasınız diye sizinle de paylaşıyorum. Neyse lafı daha fazla uzatmadan filmi şöyle kabaca bir inceleyelim.

Film ırakta bir köyde geçiyor. Bu köyde zinanın cezası taşlanarak ölmektir. Büyük ihtimal hala ırağın bazı bölgelerinde bu ceza gerçekleşiyordu. Bu köyde, hoca olan adam kendi çıkarları için iş yapıyor, terbiyesiz ve ahlaksız yani kısacası. Yine hoca yine dini kullanan insanları bu filmde göreceksiniz. Soraya’nın kocası Ali isimli bir erkek. Keşke Ali olmasaydı ismi ama gidip de şimdi bu filmi çeken insanları bulamayacağım için burayı geçiyorum. Ali, yaşı daha çocuk olan bir kızın babasını idamdan kurtarma şartıyla evlenmek istiyor. Fakat Soraya, Ali’den ayrılmak istemiyor çünkü eğer ayrılırlarsa açlıktan ölecekler ya da bu pislik hocanın eline düşecek. Kendince bunu sorun sayan Ali, karısını zinayla suçlayarak idam edilmesini istiyor, 2 tane de yalancı şahit tutuyor. Köyün muhtarı hemen inanıyor. Soraya’nın ellerini bağlıyorlar, çukur açıyorlar ve onun içine oturtturuyorlar. Etrafını toprakla kapatıp taşlayarak öldürüyorlar, kendi erkek çocukları bile taş atıyorlar…

Kısaca, kabaca konu bu. Köyün muhtarı: “Allah’ım eğer yanlış yapıyorsak bana bir işaret ver.” Diyor. Soraya’yı taşlamaya başladıklarında, ilk 2-3 taş denk gelmiyor. Muhtar bunun Allahtan gelen bir mesaj olduğunu anlasa da konuşamıyor.

Filmin sonunda da Ali'nin istediği kızın babasını idam ediyorlar ve Ali de hiçbir şey olamamış gibi hayatına devam ediyor. Çocuklar annesiz kalıyor.

Konuyu bitirmeden önce bir kadına daha değinmek istiyorum o da “Hala”. Soraya’nın Halası, her zaman Soraya’yı koruyor ve öğüt veriyordu.

Film de bir gazetecinin bu köye gelmesiyle başlıyor, Hala bu gazeteciyi eve çağırıyor ve bu olayları kaydetmesini söylüyor, gazeteci kaseti açıp kayıt ediyor.

Şimdi bu konu hakkında kendi düşüncelerimi yazmak istiyorum. Bu tür cahil ve yobaz insanlar kendi çıkarları için her zaman İslam dinini kullanıyorlar. Bu film gerçek bir olayı canlandırıyor, buradan da anlıyoruz ki bundan yüz yıl evvel de İslam dinini kullanıyorlardı şimdide.

Lafı fazla uzatmadan bitirmek istiyorum ve bir bilgiyi de sizlere iletmek istiyorum: İslam dininde zinanın cezası kırbaçtır. Taşlanarak öldürme değildir ve zinanın kadını erkeği yoktur, iki cinsiyette birdir.

Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun. (24-Nur-2)

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.



Paylaş:

17 Ocak 2018 Çarşamba

Karanlıktaki Adam Bölüm:4

Karanlıktaki Adam
EleştirmenAdam
Not: Bu yazı Paul AUSTER'in kitabından alıntı değildir. Bizzat EleştirmenAdam tarafından yazılmıştır.
Keyifli Okumalar dilerim.
Bölüm:1 Tıkla
Yaklaşık bir hafta geçmişti. Bir haftadır Melek, benim ile yaşıyordu. Adı gibi kendisi de melek gibiydi. Melek bir hafta önce kurtardığım kadındı, korktuğu için eve gitmek istemiyordu. Bende istediği kadar benimle kalabileceğini söyledim. Artık bir hafta önceki gibi, umursamaz, sert, öfkeli, dertli, unutkan ve sorumsuz bir insan değildim. Melek, benle yaşadığından beri; sabahları erkenden kalkıyorum, akşamları erkenden uyuyorum, sigarayı azalttım, bara gitmeyi bıraktım. İçimdeki bütün sıkıntılar gitti.

Ona baktıkça, bu pis dünyada bu kadın gibi bir melek nasıl yaşıyor diye soruyorum kendime, o kadar güzel, o kadar masum ki ona dokunmaya kıyamıyorum. Sabahları erken kalkıp, markete gidiyorum, kahvaltılık bir şeyler alıp eve geliyorum. Kahvaltıyı hazırlayıp, yanağından öpüp onu kaldırıyorum. Bir gün kahvaltı yaparken: biz sevgili miyiz? Diye sormuştu. Hiçbir şey demeden gözünün içine bakmıştım. Evet diyemezdim biz sevgiliyiz diyemezdim çünkü o, bir sevgiliden daha öteydi benim için. Sevgilim demem küçük görünürdü. O hayatımı bir haftada değiştiren kadındı. Unutkanlık hastalığım onun sayesinde geçmeye başlamıştı, her gün ilaçlarımı hatırlatıyor, içmek istemediğimde zorla içtiriyordu. Bana birde defter almıştı, önemli anılarımı yazmamı bu şekilde onları asla unutmayacağımı söyleyip vermişti. Hep onu yazmıştım deftere, benim en güzel anım oydu çünkü.
Ben küçük yaşta annemi kaybetmiştim ve hiçbir kadın bana ilgi göstermemişti, hayat kadınları bile yüzüme tükürüp, hakaret etti ama Melek beni seviyor, beni sevdiğini söylüyor. Bana iyi davranıyor. Bazı günler ben uyanamadığımda beni öperek kaldırıyordu.

Bugün hava güneşli, onu dışarıya çıkaracağım. Bu pis mahalleden biraz da olsa uzaklaşacağız bugün. Melek'e bugün onu, pikniğe götüreceğimi söyledim. Gülümsedi, koşarak gelip sarıldı. Onu bu halde görmeliydiniz. Bir çocuk gibi sevinmişti, o böyle sevindiğinde, dünyaya ceza olarak gelen bir meleği güldürmüş, sevindirmiş gibi seviniyordum.

Ona hazırlanmasını söyledim. O, hazırlanırken bende yiyecekleri hazırladım. Hazırlanıp yanıma gelip, yanağımdan öptü. Güzel, çiçekli bir elbise giymişti, yine her melek gibiydi. Hazırladıklarımı arabanın bagajına koydum, arabaya bindik, fakat bir sorun vardı. Ben piknik yapılacak hiçbir yer bilmiyordum. Daha doğrusu bu mahalle ve ara sıra çıktığım tepeden başka bir yer bilmiyordum. Melek'e Sordum, o da bilmiyordu. Mahalleden çıktık, mahalleden çıktığımızda içimdeki en küçük kalan karamsarlık da içimden çıkmıştı. Arabanın penceresini açtım, temiz hava arabanın içine doldu. Arabayı ağaçlık olan bir yere çektim. Yere, kilim serdik ve hazırladığım yemekleri; birbirimize hikayeler anlatarak, gülerek, eğlenerek yedik. Yemeği yedikten sonra birlikte yan yana yatıp gök yüzünü seyrettik. Bana küçükken yaşadığı anılarını anlatıyordu. Sesi çok güzeldi, her söylediği harfte ona biraz daha aşık oluyordum.

Akşam üstüne doğru, toparlanıp tekrar mahalle yoluna koyulduk. Oraya tekrar dönmek istemiyordum, hayatımda ilk defa mahallenin dışına çıkmıştım. Bir gün bir yolunu bulup Melek’i de alıp bu mahalleyi terk edecektim. Mahallenin sınırlarına girdiğimizde içime yine o küçük sıkıntı girdi. Evin önüne geldik, arabayı park ettim. Eve çıktık, Melek, ikimizde kahve yaptı. O yatağa uzandı kitabını okumak için, bende gıcırtılı sandalyeme kuruldum, kitabımı açıp okumaya başladım.


Eskiden kitap okurken hiçbir şey hissetmezdim artık; hissederek, görerek okuyorum. Vakit epey geç olmuştu. Mozart açıp onun yanına uzandım. O, uyuyordu bende sırt üstü dönüp tavana bakarak uykuya daldım.

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.
Paylaş:

16 Ocak 2018 Salı

Çocuklar İçin Bir Mektup Yaz #2

Çocuklar İçin Mektup Etkinliği
Projenin Orijinal Resmidir.
Merhaba, ben EleştirmenAdam. Geçen paylaştığım Onkoloji ve hametoloji servisinde yatan çocuklar için mektup yazma etkinliğini kaçıranlar için büyük müjde. Tekrar böyle bir etkinlik varmış. Sizlerde eğer hasta çocukları sevindirmek istiyorsanız, iş başına! Çizgi film karakteri gözünden çocuklara mektup yazmanın tam zamanı.

NeOkur sitesinde gezinirken, rast geldim. Sizlerle paylaşma istediği duydum. Umarım katılırsınız. Rast geldiğim postu sizinle paylaşmak istiyorum.

Tekrar Başlıyoruz !
Mektubum Var Sana etkinliğini henüz duymamış olanlar yahut kaçıranlar üzülmeyin hala fırsatınız var 🙏
Erzurum'dan sora Bayburt-Kars-Erzincan yolcusuyuz. Sıra geldi orada ki çocukları sevindirmeye..
Üstelik bu defa daha çok mektuba ihtiyacımız var.
İlk defa duyanlar için tekrar açıklama;
Merhaba Millet !
Onkoloji ve hametoloji servsinde yatan çocuklara çizgi film karakterleri ağzından mektuplar yazıyoruz.
Seçtiğiniz karaktere özel sayfa ve zarfı bizler tasarlıyacağız. Mektubunuz  hastanede yatan çocuklara gidecek.
Yapmanız gereken tek şey mesajınızı bizlere yazılı halde iletmek. İster @hayhaksanatevi'ne dm den isterseniz şuanda mesaj olarak..

Sırada ki İller:
Bayburt-Erzincan-Kars
Sosyal medyada #mektubumvarsana etiketi ile paylaşıp daha çok kişinim görmesini sağlayabilirsiniz :)

Daha önce Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne ulaşılan mektuplarımızın videosu için;
https://youtu.be/DpqswIjYEIg

İsterseniz instagramdan dm olarak @hayhaksanatevi kişisine mektubunuzu atabilirsiniz veya bana mail adresimden ulaşarak mektubunuzu atabilirsiniz bende onlara, isminizi yazarak yollarım.
Mail adresimi iletişim bölümünden bulabilirsiniz. 
Geçen ki mektup yazma etkinliğine katılmayanlar için büyük fırsat, umarım yazarsınız.





Paylaş:

15 Ocak 2018 Pazartesi

Açıklama

EleştirmenAdam - Açıklama

Merhaba, ben EleştirmenAdam. Kitap Tavsiyeleri, Film Tavsiyeleri ve herhangi bir tavsiye yazısını ve inceleme yazılarını neden yazdığımı sizlere açıklamak istiyorum.
Öncelikle en bu blog sitemi sadece eleştiri yazısı yazmak için açmıştım. Daha sonra sadece eleştiri yazısı yazarak okuyucularımı sıkmama kararı aldım ve tavsiye, inceleme kategorilerini de getirdim. Yani tavsiye ve inceleme yazılarını sadece okuyucularım için yazıyorum.

Kaç kitap okuduğum ve kaç film izlediğime dair yazılar paylaşmıştım. Bunu bazı insanlar şunlar ile kıyaslamış; instagram da kaç takipçim var, kanalımda kaç takipçim var gibi konularla aynı görmüş. Ben, kaç kitap okudum ve kaç film izledim gibi yazılarımı tamamen insanlara teşvik amaçlı paylaştım, gösteriş için değil. Bu tür yazılarımı da paylaşmaya devam edeceğim.

İnstagram da ya da kanalımda kaç takipçim var gibi veya aynı amacı güden bir paylaşımda bulunursam yorumda güzel bir Türkçe'yle veya mail adresime yazabilirsiniz.

Paylaştığım resimlerin kalitesinin düşük olma nedeni ise, kullanıcıya daha hızlı bir site sunmak. Yüksek kaliteli resimler paylaşırsam biliyorsunuz ki site yavaşlıyor.

Bazıları da yazımın sonunda yazdığım yazıyı samimi bulmuyormuş, isterseniz samimi görün isterseniz görmeyin ben onu okuyucularım için en içten bir şekilde yazıyorum. Bunu da böyle bilin.
Eleştiri yazılarımda herkesin ortak düşündüğü şeyleri değil kendi düşüncelerimi yazıyorum. Bana doğru gelen şey size yanlış gelebilir. Siz bunu belirttiğinizde ben size saygısızlık etmem sizde bana saygısızlık etmeyin.


Yaşımdan dolayı bazı yanlışlar yapabilirim, kusura bakmayın.

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak...
Paylaş:

14 Ocak 2018 Pazar

Yararlı Ve Eğlenceli 5 Youtuber Tavsiyesi

Youtuber Tavsiyesi

Merhaba arkadaşlar ben, EleştirmenAdam. Bugün nasılsınız bakalım? Sizlere bugün kendimin de bizzat takip ettiği, Yararlı ve Eğlenceli 5 Youtube Kanalı göstereceğim.
Hadi başlayalım

1-   YOREKOK

Okuldan veya stajdan yorgun bir şekilde eve geldiğimde, youtube açtığımda Yorekok eğer video attıysa çok sevinirim ve hemen üstümü değiştirip, kulaklığımı takar izlemeye başlarım. Gerçekten güzel ve başarılı bir Eleştiri kanalı.
Kanal Linki: https://www.youtube.com/channel/UCaiy6wwEQD4y5xIMm7bzBQw

2-   Babala Tv

Bu kanala girip mutlaka bir videosunu izlemelisiniz. İzledikten sonra göreceksiniz ki size bir şeyler katıyor ve katarken de eğlendiriyor. Gerçekten her insanın takip edip videolarını izleyip bir şeyler öğrenmesi gereken bir kanal. Bu arada Babala Tv sunucusu; müzisyen, senarist Oğuzhan Uğur’dur.
Kanal Linki: https://www.youtube.com/channel/UCZ5aOEWFOopXLeiIUd2mfJw

3-   Barış Özcan

Bu kanalı sunan yani Barış Özcan çok akıllı ve zeki bir adam. Gerçekten bilgisinden yararlanmanız gereken bir kanal.
Kanal Linki: https://www.youtube.com/channel/UCv6jcPwFujuTIwFQ11jt1Yw

4-   Filmler ve Filimler

Hem eğlenceli hem güzel hem de yararlı bir Film eleştiri kanalı. Film eleştirilerinin yanında güzel videolarda çekmektedirler tavsiye ederim.
Kanal Linki: https://www.youtube.com/channel/UCZCUdSjhEFof8_dNn4e9maQ

5-   Lin Pesto

Müzik kanalıdır. Müziklerini dinlerken başka bir dünyaya yolculuk yapacaksınız eminim. Mustafa Sandal – Araba, Bülent Ersoy – yananı görür Allah gibi coverları bulunmaktadır mutlaka ziyaret edip 1-2 tane şarkısına bakmalısınız.
Kanal Linki: https://www.youtube.com/channel/UCvEyNtbbOsHb1kEqJTkGi9w

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.
Not: Eğer yazılarımı beğeniyorsanız, yukarıda sağda olan takip et veya izle butonuna tıklayabilirsiniz ve yazılarımı kaçırmadan okuyabilirsiniz.
Paylaş:

13 Ocak 2018 Cumartesi

Mezarlıkta Gördüğüm Rezil Olay

Mezarlık
EleştirmenAdam
Merhaba, ben EleştirmenAdam. Bugün size mezarlıkta gördüğüm rezilliği anlatacağım.
Bugün hava güneşliydi fakat terletecek ve bunaltacak kadar değildi. Arkadaşım aradı dışarı çağırdı, hazırlanıp çıktım. Biraz dolaştıktan sonra derenin ufak şelalesinin yanına gelip çimene oturduk.

Bir saat kadar oturduktan sonra arkadaşım mezarlığa gidip dua edelim dedi. Bende kabul ettim mezarlığa gittik duamızı ettik. Arabayla birileri geldi.
İlk başlarda “yandan çek”, “Önden çek” gibi sözler duydum. Arkamı dönüp baktım, erkek olanı güneş gözlüğü takmış, tespihini koluna takmış, ellerini açmış fotoğraf çekiliyor mezarın önünde. Çocuklarıyla birlikte gelmiş birde onları çekti galiba, görmedim çünkü adamın o halde fotoğraf çekildiği gördüğümde, gözümü çevirdim.

Şimdi diye bilirsiniz ki olsun fotoğraf çekilsin. Tamam çekilsin ama geldi ve beş dakika kalmadan fotoğraf çekilip gittiler. Ben bu olayları aşırı pislik olarak görüyorum. Çekildiği fotoğrafı da büyük ihtimal sosyal medyada paylaşır. Neden bu kadar gösteriş meraklısı olduk, neden samimiyetimizi bu kadar kaybettik?
Yeni moda bu galiba, geçenlerde de ölü dedesiyle fotoğraf çekilip atanları gördüm. Arkadaşlar madem yaşayanlara saygınız yok bari ölenlere olsun.
Kıyafet mevzularına asla karışmam fakat, mezarlığa geliyorsan, birazcık dikkat edeceksin. Gezmeye gidermiş gibi giyinmeyeceksin. Bunlar benim fikirlerim tabii, siz farklı düşünebilirsiniz.


Git gide kafayı yemeye başladık, saçmalamaya başladık. Dünyada ne kadar bu şekil insan varsa, Allah akıl fikir versin gerçekten.

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.
Not: Eğer yazılarımı beğeniyorsanız, yukarıda sağda olan takip et veya izle butonuna tıklayabilirsiniz ve yazılarımı kaçırmadan okuyabilirsiniz.
Paylaş:

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Düşüncelerimin doğru olup olmadığından emin değilim fakat onlara güveniyorum; güvenmediğim karanlık yolda gözü kapalı yürüyeceğime, aydınlık ve gözlerim açık bir şekilde inanarak ve güvenerek yürümeyi tercih ederim.

Öne Çıkan Yayın

Ceza ve Sefa

Hayatın ne kadar acımasız olduğunu tekrar bize hatırlatan bu hikayeyi sizlere anlatırken, hikayenin kahramanlarına sadece baş harfleri...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.