6 Ocak 2018 Cumartesi

Karanlıktaki Adam Bölüm:2

Karanlıktaki Adam
EleştirmenAdam
Not: Bu yazı Paul AUSTER'in kitabından alıntı değildir. Bizzat EleştirmenAdam tarafından yazılmıştır.
Keyifli Okumalar dilerim.
Eğer Karanlıktaki Adam'ın ilk Bölümünü Okumadıysanız Buraya Tıklayın.

Sabah uyandığımda başım biraz ağrıyordu. Yataktan kalktım, pencereden dışarı baktım, hava aydınlıktı. Eve ışık giren bütün pencereleri kapattım. Güneş ışığından hoşlanmıyordum, bu yüzden güneş tepedeyken dışarıya çıkmıyordum. Güneş ne zaman gider, o zaman çıkıyordum, zaten bu mahallede gün ışığında bir olay olmuyordu. Bu yüzden çıkmıyordum belki de. Yatağa doğru yürüdüm, içerisi karanlıktı. Yatağın yanına bir masa koydum ve yatağa uzandım. Bir sigara yaktım, sabahları sigara içmeyi sevmem ama bu sefer farklı, bu sefer başım ağrıyor ve sigara birazda olsa baş ağrımı dindiriyordu.

Sigaramı bitirip masanın üzerindeki kül tablasına bastırıp söndürdüm. Üzerimdeki giysileri çıkarttım, soğuk bir duş beni kendime getirir diye düşündüm. Suyun altına girip on veya on beş dakika durdum. Duştan çıktım saçlarımı kuruladım ve üstüme giysilerimi giydim. Saate baktım beşe geliyordu. İki saat sonra güneş batacaktı ve bende çıkacaktım evden, fakat iki saat nasıl geçerdi. Etrafıma bakındım masamın üzerinde yarımdan biraz fazla okuduğum bir kitap vardı. Adı “cerrah” açtım sayfalarına biraz bakındım. Çalışma masası gibi görünen bir masa ve eski, gıcırdayan bir sandalye olan tarafa doğru yürüdüm. Sandalyeye oturdum ve kitabı okumaya başladım.

Kitap bitti. Sandalyeden kalktığımda masanın üstünde beşten fazla sigara paketi gözüme çarptı. Bu kadar sigara içtiğimi fark etmemiştim. Kitabı masanın üzerine bıraktım, saate baktım. Saat sekizdi, bir saat gecikmiştim dışarı çıkmak için, kitaba dalmışım demek ki. Deri paltomu giydim, melon şapkamı taktım, botlarımı giydim. Bir sigara yaktım, kapıyı açıp çıktım. Çok az yağmur çiseliyordu. Nereye gideceğimi bilmiyordum, arabamı almadım. Yürürken işlek sokaklardan fazla gitmezdim. Ara sokaklara daldım, bir sigara daha yaktım.

Yolda yürümeye devam ederken, üç erkek bir kadına taciz ediyordu. Ben böyle şerefsiz insanlara erkek derdim, adam demezdim. Çünkü erkeklik başkadır, adamlık ise bambaşka. Yanlarına gelince durdum. Kadının gözünün içine baktım fakat o bana hiç bakmadı, sadece çığlık atıyordu. Bende sigaramdan bir duman çekip, yürümeye devam ederken, bir çığlık duydum: “yardım et bana lütfen!” diye bağırdı. Tacize uğrayan kadındı bu. Kim olursa olsun birisi yardıma muhtaçken benden yardım isterse onu asla yarı yolda bırakmam.

Tekrar üç erkeğe yönelip yürümeye başladım birini omuzundan tutup yere attım. Aralarından bir tanesi bana döndü, sağ yumruğunu salladı, sağ yumruğunu tutup sertçe aşağıya çekip omuzdan çıkarttım. Diğeri çok korkaktı, bu yüzden silah çıkarttı. Biri bana silah çektiyse o ölümü hak etmişti benim için. Bir el ateş etti beni tam omzumdan vurdu. Eğildim, bacağıma bağladığım “357 magnum” silahımı çıkarttım sol elimle hızlı bir şekilde kadının gözünü kapattım ve adamın beynini patlattım. Kadını kolundan tutup hızlıca götürmeye başladım. Arkadan bir silah sesi daha duyuldu, omuzundan tutup yere attığım adam, ölen arkadaşının silahını almış ve ateş etmişti, kurşun kadının tam sırtına isabet etti.

Çok sinirlendim, kurtardığım bir insan böyle ölmemeliydi, silahımı çıkartıp eline ateş ettim. Koşarak yanına gittim, kafasını botumla parçaladım. Kadının yanına gidip yerden kaldırdım. Ölmeyecekti o çünkü kurşun ciddi bir yere gelmemişti. Ateş edilen tabanca çok güçlü olmadığı için de fazla hasar vermemişti. Yağmur başladı, üzerimdeki paltoyu çıkartıp kadına giydirdim. Kucağıma alıp yağmurun yağmadığı bir yere oturttum ve bir sigara yaktım. Sigaram bittiğinde kalktım kadını kucağıma alıp evime götürdüm. O baygınken kurşunu çıkarttım, yarasına pansuman yapıp kendi yatağıma yatırdım. Normalde sobayı yakmazdım, kadın üşümesin diye sobayı yaktım. Soğuk bir duş alırken yere bir kurşun düştü, işte benim lanetim de buydu, kolay kolay ölmüyordum ve etkilenmiyordum. Mozart’ın 40. Senfonisini açtım kısık bir sesle ve yere kendim için yaptığım yatağa uzandım. Aslında sadece bir battaniye sermiştim, tabi buna yatak denirse. Fazla konforcu bir insan değilim. Senfoni beynimin içinde gezinirken ruhumu dinlendiğini hissettim ve uyumak için gözlerimi kapattım.
-Devamı Gelecektir.


Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.
Not: Eğer yazılarımı beğeniyorsanız, yukarıda sağda olan takip et veya izle butonuna tıklayabilirsiniz ve yazılarımı kaçırmadan okuyabilirsiniz.
Paylaş:

4 yorum:

  1. Sanırım siz yazıyorsunuz. Biraz daha yazın. Sonrasında hepsini okuyalım. Yarım kaldı mı merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence bir yerden okumaya başlayın eğer merak uyandırmaya başladıysa okumayı bırakın bekleyin. Eğer hiç okumadan beklerseniz o zaman beklentinizi karşılamaya bilir :D

      Sil
  2. Dizi gibi yeni bölümü bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bölümü yakında gelecektir :D dizimizin.

      Sil

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

Ara Veriyorum

Merhaba ben Sinan Acar. Liseden bu sene mezun oldum ve meslek lisesi okuduğum için gerek okul ve gerek staj yaparken üniversite sınavı...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.