11 Ocak 2018 Perşembe

Karanlıktaki Adam Bölüm:3

EleştirmenAdam
Not: Bu yazı Paul AUSTER'in kitabından alıntı değildir. Bizzat EleştirmenAdam tarafından yazılmıştır.
Keyifli Okumalar dilerim.
2. Bölümü okumadıysan TIKLA
Dün akşam çok erken vakitte uymuştum, bu yüzden sabah erken uyandım. Yataktan kalktım, yerdeki yatağa baktım. Neden yerde yatmıştım? Ve neden benim yatağımda bir kadın yatıyor? Demiştim size ben hasta bir adamım, dün başımdan ne gibi bir olay geçmişti de ben hatırlamıyorum. Hemen silahımda ki kurşunları saydım, iki kurşun eksikti. Düşün hasta adam düşün. Ne oldu da unuttun, bu kurşunlar neden yok? Bu kadın kim? Kadının uyanmasını bekleyecektim kadın hatırlıyordur. Cama doğru yürüdüm, perdeyi açtım dışarıya baktım. Gün yavaş yavaş aydınlanıyordu. Perdeleri kapattım, gıcırdayan sandalyeme oturup sigaramı yaktım. Kadını seyretmeye başladım, ama kötü anlamda bir seyretme değildi. Kalktım, az önce kapattığım perdeyi açtım. Tekrar sandalyeye oturdum. Günü yavaş yavaş aydınlatan o ışık, melek yüzlü o kadının yüzüne hafif yansıyordu.
Sigaramı bitirdim kül tablama bastırarak söndürdüm. Ayağa kalktım mutfağa gittim, dolabı açtım fakat içinde küflenmiş yemekler ve biralar vardı, kapattım. Paltomu alıp, uzun süredir yapmadığım bir şeyi yaptım, sabah dışarıya çıktım. Cadillac’ı çalıştırdım ve markete doğru yola koyuldum. Marketten; süt, bal, ekmek, meyve gibi yararlı şeyler aldım. Eve doğru gelirken bakkala uğradım oradan da iki paket sigara aldım.

Arabamı park edip evime çıktım. Kadın hala uyuyordu. Mutfağa girdim, pencereleri açtım. Marketten aldığım hazır yiyecekleri masaya hazırladım. Gıcırdayan sandalyeme oturdum ve kadının uyanmasını bekledim.

Kadının gözleri hafifçe açılmaya başlamıştı, gözlerini açamıyordu çünkü perde açıktı ve artık güneş doğmuştu, güneşin ışığı direkt olarak gözüne geliyordu. Hemen yerimden kalktım ve perdeyi kapattım. Masmavi gözleri bana bakıyordu, şüpheli bir tavırla. Hafifçe gülümsedim, o da bana bakarak gülümsedi. Yanına gidip kalkması için destek oldum fakat çok acıdığını söylediği için yürüyemedi, yatakta oturdu. Yemeği yatağın yanındaki masaya koydum. Bende sandalyemi oraya koydum. Çok acıkmıştı, çok iştahlı bir şekilde yiyordu yemeği. Ona neden burada olduğunu sordum. Şaşırmış bir tavırla, sanki ben aptalmışım gibi gözümün içine baktı. Ona alınmadım çünkü hangi insan bir meleğe alınır ki. Ona hasta olduğumu söyledim ve dünü hiç hatırlamadığımı söyledim. O da anlattı, onu kurtardığımı ve üç adam dövdüğümü, ikisini öldürüp diğerini sakat bıraktığımı söyledi.
Silahımda iki kurşunun nereye gittiğini şimdi anlamıştım. Ayağa kalktım hızlıca, ne yapmıştım ben? Nasıl bir daha bu hataya düşebilirim? Dedim kendi kendime. Bir daha kimseyi öldürmeyeceğime söz vermiştim. Kendime verdiğim bir sözü bile tutamaz hale geldim artık. Kadına baktım umursamaz bir halde hala yemek yiyordu. Ona nerede oturduğunu sordum. Bu mahallede oturmuyormuş, erkek arkadaşıyla gelmiş fakat erkek arkadaşı bu mahalledeki bir hayat kadınıyla gittiği için o da yalnız kalmış gerisi malum zaten biliyoruz. Kadına bugünde isterse burada kalabileceğini söyledim. Kabul etti, kabul etmesinin nedeni yarasının olması değil dünkü olayda çok korkmasıydı. Evine gitmemi ve onun için iki üç parça eşya almamı ve masasının üzerindeki kitabı almamı söyledi, bende kabul ettim.

Saat altı civarıydı, o yatağın içinde, beyaz elleriyle tuttuğu kitabı okuyordu. Bende sigara içerek, dışarıdaki yağmuru izliyordum. Kadın gözlerini bana dikerek çay veya kahve var mı? Diye sordu. Olduğunu söyledim ve kalktım. Ona ve kendime çay hazırlayıp getirdim. Yaklaşık iki saat aynı yerde yağmuru seyrettim. Arada bir de kadına dönüp onu seyrediyordum. Onun o kitap okurken hafiften oynayan dudaklarına bakıyordum ve o güzel gözlerine. Ama böyle düşünmemem gerekirdi ben pis bir sapık değilim kendimi düşündürmemeye çalışıyordum. Ayağa kalktım, kadının okuduğu kitabı dikkat etmemiştim, kitabın adına baktım: “Anton Çehov – Vişne Bahçesi” okuyordu. Duvara çakılı kitap raflarına doğru yürüdüm, ellerimi kitapların üzerinde gezdirdim, aralarından bir tanesini seçtim “Tolstoy- İtiraflarım” sandalyeme oturup okumaya başladım. İki saate yakın okuduktan sonra kalktım, soğuk bir duş yaptım. Yatağıma uzandım kadın hala okuyordu o yüzden müzik açmadım ve uyudum.

Okuduğun için teşekkür ederim, benim için değerlisin.
Kendine iyi bak, kendine değer ver. EleştirmenAdam.
Not: Eğer yazılarımı beğeniyorsanız, yukarıda sağda olan takip et veya izle butonuna tıklayabilirsiniz ve yazılarımı kaçırmadan okuyabilirsiniz.
Paylaş:

2 yorum:

  1. Hemen ilk bölüme bakayım :)
    Ben de bekliyorum bloguma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum bıraktığınız için teşekkür ederim.
      Blogunuzu Ziyaret edeceğim.

      Sil

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Düşüncelerimin doğru olup olmadığından emin değilim fakat onlara güveniyorum; güvenmediğim karanlık yolda gözü kapalı yürüyeceğime, aydınlık ve gözlerim açık bir şekilde inanarak ve güvenerek yürümeyi tercih ederim.

Öne Çıkan Yayın

Ceza ve Sefa

Hayatın ne kadar acımasız olduğunu tekrar bize hatırlatan bu hikayeyi sizlere anlatırken, hikayenin kahramanlarına sadece baş harfleri...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.