28 Mart 2018 Çarşamba

Cimrilik

Cimrilik - Eleştirmen Adam
EleştirmenAdam - Cimrilik


Günlerden Salıydı Recai koltukta birtakım hesaplar yapıyordu. Karısı Fatma içeriden seslendi: Recai bugün çarşıya çıkıp yağ, domates, salatalık, marul; fasulye, çorba; peynir, zeytin, soğan… Al dedi. Recai kafasını, hesaplarını yazdığı kâğıttan kaldırarak karısına doğru kafasını hafifçe döndürdü: Bir hafta daha dayan şimdi gereği yok dedi. Fakat parası fazlasıyla vardı. Geçen hafta da aynı şekilde karısını geçiştirmişti. Fatma bu sefer sesini biraz daha yükselterek: herif bir aydır bu şekilde beni geçiştiriyorsun sonra yemekte neden doğru dürüst yemek yok diye kızıyorsun! Dedi. Sonuna kadar haklıydı karısı fakat kocası Recai çok cimri adamdı, Allahtan, kendisi bazen temizliğe gidiyordu da çocuğuna ve kendine giyecek alabiliyordu. Yoksa giyecek konusunda da bu adama kalsalar yırtık pırtık giysilerle gezerlerdi. Fatma Recai’den bir ses duymayınca ekledi: Bari bir kilocuk domates al oğlanın canı çekmiş dedi. Recai bu sözü duyunca çok sevindi çünkü bir kilo domates aldıktan sonra artık karısı ondan bir iki hafta daha bir şey istemezdi. Hemen kalktı duvarda asılı olan ceketine baktı havanın çok soğuk olmasına rağmen ceketine kıyamadı. Üzerinde ince bir kazakla koyuldu yola, ilk başta kahveye gidecek orada arkadaşlarının sayesinde çay içecek iki üç saat burada takıldıktan sonra ise markete gidip domates alacaktı. Havada kar soğuğu vardı, tepelere kar yağmıştı. Rüzgârda biraz sert esiyordu, Recai ne kadar üşüse de ceketini almadığı için memnundu zaten kahveye de yakınlaşmıştı şimdi içeri girer ısınırdı. Kahveye girdi arkadaşlarının yanına oturdu. Arkadaşları çay içerken o bakıyordu, arkadaşlarının çayları ağızlarına götürmelerini izliyordu. En sonunda arkadaşlarından birinin aklına bir fikir geldi ve dönüp Recai’ye: Sana on dakika arayla altı tane çay ısmarlayacağım, fakat eğer bu çayları kahvehanenin dışında içersen. Recai’de sanki saatlerdir böyle bir teklif bekliyormuş gibi hemen kabul etti. Birinci çayını aldı ve kahvehanenin dışına çıktı. Hava daha da soğumuştu, kulakları, burnu, ağzı, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Titrekten çayı bile içemiyordu fakat o içmek için direndi. Bir saat sonra altıncı çayını içip içeriye girdi. Kafası domates gibi kızarmıştı, üşümekten tir tir titriyordu, burada biraz ısındı, ısındıkça daha çok halsizleşiyordu. Kahvehaneden çıkıp hiçbir yere gitmeden doğruca eve gitti. Kocasının ellerini boş gören karısı çok sinirlendi: kahrolası cimri adam, açlıktan öleceğiz. Nasıl bir aptalım ki ben senin gibi cimri ve ailesini umursamaz bir adamla evlendim dedi. Recai öyle üşüyordu ki karısının dediklerini duymadı bile. Recai, hemen sobanın yanındaki koltuğa uzanıp yorganı kafasına kadar çekti, sobaya atacak ne kömür ne de odun olmadığından soba yanmıyordu.  
Recai ertesi sabah uyandığında, ayağa kalkamıyordu, tuvalete bile gidemiyordu. Karısını Fatma’yı çağırıp ondan yardım alarak tuvalete gitti. Tekrar yatağa uzandı. Fatma durumun ciddiyetini anlayıp hemen bir doktor çağırdı. Doktor bir saat sonra geldi, o sıralarda Recai sancıdan kıvranıyordu. Doktor Recai’yi kontrol ettikten sonra, biraz ürkmüş gözlerle Fatma’ya baktı, çantasını toparlayıp giderken Fatma’da ona eşlik etti, kapıdan çıkmadan önce Doktor Fatma’ya: maalesef kocanız yarına kalmaz ölür dedi, soğuktan vücudunun çoğu organı hasar almış yaşaması artık imkânsız dedi. Karısını gözyaşlarını tutamadı ağlamaya başladı. Ertesi gün Fatma Recai'nin yanına gitti ona öleceğini fakat hiç parası olmadığı için ne kefen alabileceğini ne de mevlit okutamayacağını söyledi ve biriktirdiği paraları vermesini o paralarla onun cenaze işlerini yapacağını söyledi. Recai bunu duyunca çok üzüldü ama öleceği için değil, paraları gidecek diye üzüldü. Karısına paraların yerini söylemedi ertesi gün sabahı öldü. Fatma’da para olmadığı için belediyeye başvurdu, belediye gelip cenazeyi kaldırdı. Karısı, çocuğu ve belediye çalışanlarından başka kimseler yoktu, zaten onlarda çok yağmur yağdığından dolayı, Recai’yi eştikleri, içi yağmur nedeniyle su dolmuş çukura koyup evlerine gittiler.


EleştirmenAdam
Paylaş:

2 yorum:

  1. Cimriliğin kötülüğünü ne güzel anlatmış bu yazı. Teşekkürler...

    YanıtlaSil

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

Ara Veriyorum

Merhaba ben Sinan Acar. Liseden bu sene mezun oldum ve meslek lisesi okuduğum için gerek okul ve gerek staj yaparken üniversite sınavı...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.