30 Mart 2018 Cuma

Ön Yargı


Ön Yargı
Eleştirmen Adam - Ön Yargı
      
Cuma günüydü, Refik cuma namazına gitmek için hazırlanıyordu. Şalvarını giydi, takkesini kafasına koydu: karı ben camiye gidiyorum, gelince öğle yemeyim hazır olsun dedi. Refik 40 yaşlarında; uzun sakallı, kısa saçlı, orta boylu bir adamdı ve bir tanede erkek çocuğu vardı. Ayakkabılarını giydi, evden çıktı. Camiye doğru koyuldu yola, biraz yürüdükten sonra bir kadınla, erkeğin yan yana oturup çekirdek yediklerini gördü: Allah bunları ıslah etsin, kahretsin, kâfirler, münafıklar dedi hafif sesli, kadın ve adamın duyacağı şekilde. Bu sözleri duyan kadın: bir kardeşiz sizin zihniyetiniz ne fena, ne pislik bir zihniyettir dedi. Bunu duyan Refik, yanıldığını anladı, hiçbir şey demeden yürümeye devam etti. Biraz daha yürüdükten sonra çimenlere oturmuş kitap okuyan bir genç çocuk gördü, bu sefer diğerlerine olduğundan daha sesli bir sesle: sorsan kuran bilmez, namaz bilmez, ama şeytanın kitaplarını okur. Gençlik dinsizleşti fenalaştı dedi. Kitap okuyan genç çocuk kafasını bile adama döndürmeden kitap okumaya devam etti. Refik, gencin onu umursamamasına çok sinirlendi: Bütün gençler ruh gibi oldu, sana söylüyorum sana! Cevap ver dedi. Genç kafasını bu sefer Refik’e doğru çevirdi, hafif bir tebessüm de bulundu. Refik iyice sinirlendi: Birde sırıtıyorsun, terbiyesiz dedi. Genç yine tepki vermeyince yürümeye başladı. Hemen arkasında daha deminki genç adam kalktı hızlıca yanında geçip gitti. Refik homurdanarak yoluna devam ediyordu, banklarda oturan kolları dövmeli bir adam gördü başladı söylenmeye: kaç yaşında adam, utanmıyor. Allah lanet etsin böyle terbiyesizlere, akılsızlara. Allah’ın verdiği kola sen nasıl dövme yaparsın, şerefsiz, edepsiz dedi. Dövmeli adamın kulağında kulaklık olduğu için duymadı. Dövmeli adam iri yarı biriydi, duysa kim bilir neler olurdu. Refik’te zaten adamın uzun boylu yapılı biri olduğunu yakından gördükten sonra fazla uzatmadan hızlı adımlarla yürümeye devam etti. Az biraz yürüdü genç bir çocuk daha gördü çimenlere oturmuş pantolonu yırtık, Refik hemen söylenmeye başladı: Böyle modamı olur, gençlik bitmiş. Pantolonu sanki köpek dalamış! Dedi. Yanından geçen bir adam, gencin önüne para atınca Refik anladı çocuğun yoksul bir dilenci olduğunu, hiç bozuntuya vermeden devam etti yoluna. Camiye epeyce yaklaşmıştı, şöyle bir etrafına bakındı, aksakallı bir adam gördü: işte adam dediğin böyle olur, sakallarına kurban olurum, ne temiz ne güzel insan dedi. Kafasını diğer tarafa çevirdi, saçlarını başörtüsüyle kapatmış bir kadın gördü, güzel giyinmişti ona da: işte kadın dediğin böyle olmalı eli yüzü düzgün, melek gibi dedi. Kapalı kadının biraz gerisinde duran açık saçlı bir kadın daha vardı onun içinde: birde şu kadına bak kadın mı, hayvan mı belli değil dedi. Cami yolun hemen karşısındaydı, camiye girdi kaza namazını kılmaya başladı. O sırada arkada gülüşen, konuşan küçük çocuklar vardı. Refik artık duaları robot gibi okuyor, namazı robot gibi kılıyordu çünkü kafası arkada gülüşen, konuşan çocukları azarlamakla meşguldü. Namazını hızlı hızlı kıldı bitirdi, çocuklara dönüp: sizin aileniz sizi nasıl yetiştirmiş böyle terbiyesizler, burada gülünür mü edepsizler? Burası oyun parkı değil doğru evinize gidin dedi. Çocuklar Refik’in bu sert sözlerine dayanamadılar ağlayıp evlerine gittiler. Hoca hutbe vermeye başladı, geldiğinden beri hiç hocanın yüzüne bakmayan Refik hocaya baktığında kalbi duracak gibi oldu çünkü hoca camiye gelirken azarladığı kitap okuyan gençti, bu haftaki hutbe konusu çocuklardı hoca hutbesi sırasında şu hadisi söyledi: “Bir defasında Peygamber Efendimiz (asm) secdede iken Hasan ve Hüseyin geldiler, sırtına çıktılar. İninceye kadar Peygamberimiz (asm) secdeyi uzattı.” Refik bunu duyduğunda hiç umursamadı sanki biraz önce çocuklar güldükleri için camiden kovan o değildi. Namaz bitti, Refik önce çarşıya çıkıp oradan da eve geçmeyi planladı. Çarşıya çıktı sağ sola göz gezdirirken caminin orada gördüğü aksakallı adam büfeden elinde siyah poşetle çıkıyordu, Refik böyle bir ana şahit olduğu için afalladı, çok şaşırdı. Hemen kafasını o yönden çevirip hızlı hızlı yürümeye başladı, uzun süre hızlı yürüdükten sonra çok yoruldu, bir banka oturdu. Oturduktan sonra yanına genç, saçları açık bir bayan oturdu, Refik kadının onun yanına oturmasından dolayı iyice rahatsız oldu. On dakika sonra kadın Refik’e iyice yanaşıp para karşılığında uygunsuz bir teklifte bulundu. Refik kadın sözünü bitirdiğinde büyük bir şaşkınlıkla kadının yüzüne baktı, bu kadın caminin oradaki kapalı kadındı, ne ara başını açmıştı da böyle olmuştu aklı almıyordu, çok şaşırdı, çok korktu. Hemen oradan kalktı sağına soluna bakmadan karşıdan karşıya geçmeye çalışırken araba çarptı, oradaki insanlar hemen ambulans çağırdı hastaneye kaldırdılar. Gözlerini açtığında başında doktor bekliyordu, ilk başta anımsayamadı doktorun kim olduğunu fakat doktor odadan çıktığında dövmelerinden anladı kim olduğunu. Vücudunda fazla bir hasar olmadığı için aynı günde taburcu oldu hastaneden çıktı, bir hafta sonra çok sevdiği çocuğuna kız istemeye gittiler, gitmeden önce çocuğuna iyice sormuştu kızı oğlu da: eğer başını örtmezsem babam seni istemez dedim hemen kapandı, çok güzel terbiyeli bir kız, o çok iyi dedi babasına. Kız evine girdiklerinde kız kapıda karşıladı onları, Refik’in elini öptü başına koydu. Kız Refik’in gözlerinin içine baktığında Refik geçen gün caminin orada havyan dediği açık saçlı kız olduğunu anladı iyice kızardı. Bu kadar tesadüfün olacağına inanamadı ve bundan bir ders çıkardı kendi kendine: Demek ki yan yana gezen her kız ve erkeğe günah işliyormuşlar gibi düşünmemek lazımmış kardeş olabilirler, evlide olabilirler. Kitap okuyan insanlara kızmamak onları farklı görmemek lazımmış çünkü onlar çok okur çok bilir. Dövmeleri olan insanlara münafık gözüyle bakmamak lazımmış çünkü bir gün olur o dövmeli insan hayatını kurtarabilirmiş. Her gördüğün kapalı kadını iyi, her gördüğün sakallı adamı Müslüman sanmamak gerekirmiş, her yırtık pantolonla gezen insana kötü gözle bakılmaması gerekirmiş çünkü o yırtık pantolonlu insanlar yoksul insanlar olabilir. Her başı açık kadına sanki bir hayvanmış gibi görmemek lazımmış çünkü o kadının kalbi temiz, ahlakı güzel, davranışları müthiş ve hatta gelininiz bile olabilir, camide gülüşen çocuklara kötü davranmamak lazım, çünkü onlar ne mükemmel, ne güzel, ne müthiş şeylerdir dedi. O günden sonra Refik kimseye ön yargıyla yaklaşmadı, kuranını okudu bilgi verici kitaplar okudu, akıllandı.
Paylaş:

2 yorum:

  1. Hz. Peygamber ashabıyla beraber yürürken yol kenarında bir köpek ölüsüne denk gelirler. Sahabelerden bazıları manzara karşısında "Bu leş ne kadar da pis kokuyor" demekten kendilerini alamazlar. Bu durum karşısında Allah Rasûlünün tepkisi ise hayli farklı olmuştur: "Köpeğin ne güzel dişleri var!"
    İnsanın kötü düşüncesi kendi niyetindendir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Hz. Muhammet'in Ümmeti, Atatürk'ün Askeriyiz. Biz Türk Cumhuriyetiyiz.

Öne Çıkan Yayın

Yanımda Sen Yok - Şiir Denemesi

Üzüm yiyim dedim; Üzüm teveğine* baktım, Üzüm yok. Neyse dedim incir yiyeyim; İncir ağacına baktım, İncir yok. Bari dedim sevdiğ...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.