22 Mayıs 2018 Salı

Sylvie ve Dizeler Kitap İncelemesi


Sylvie ve Dizeler Kitap İncelemesi

Merhaba ben, EleştirmenAdam. GERARD NERVAL’ın kendi kaleminden aşklarını yazdığı ve dizelerinin de bulunduğu eser SYLVIE * Dizeler kitabını inceleyeceğim.

Kitap Adı: SYLVIE * DİZELER
Yazarı: GERARD NERVAL
Çeviri: ERDOĞAN ALKAN
Yayınevi: CUMHURİYET YAYINLARI
Sayfa Sayısı: 112
Baskı: KASIM 2000
Tür: SYLVIE(HİKAYE) * DİZELER(ŞİİR)

Kitabın Konusu

Nerval çocukluk aşkı olan SYLVIE’yi, çocukluğunda aşık olduğu diğer bir kız Adrienne ve aşık olduğunu sandığı fakat daha sonra aslında o kadında Andrienne’ni aradığını anladığı aktrist kadın. Kadınlar arasındaki ilişkilerini anlatmaktadır. İster Adrienne’ye gitsin ister aktrist kadına gitsin her zaman döndüğü yer Sylvie’dir. Ona her zaman sadık kalır. Bu öyküde geçen karakterler Nerval’in gerçekten hayatında olan insanlardır. Ve Sylvie Nerval’in gerçekten çocukluk arkadaşıdır.

Kitap Hakkında Düşüncelerim

Kitabı okumadan önce açıklamasını okurken gördüğüm “Nerval kendini sokak lambasına asarak intihar etmiştir.” Cümlesi beni çok etkiledi ve böyle bir yazardan çıkacak olan kitabı geçekten merak ettim. Bu kitap Nerval’in en büyük başyapıtlarından sayılmaktadır. Klasik okumayı sevenler ve kendine yine kendine yazı konusunda bir şeyler katmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Dizeler Bölümünden Alıntılar

Ormanda

Baharda kuş doğar ve şakır:
Yalın ve sade, dokunaklıdır
kuşun sesi – Ormanda!

Yaz gelir, arar dişisini kuş
Sever – ve yalnız, yalnız bir defa!
Ne kadar yumuşak, sadık, ne hoş
Kusuşun yuvası -Ormanda!

Derken sisli güz çalar kapıyı,
Susar… soğuklar düşmeden daha.
Yazık! Hiç değil mutlu olmalı
Kuşun ölümü – Ormanda!

Serenat

-          -Anne hoş bir şarkı duydum!
-         -Yanındayım korkma yavrum
kötü bir düş görmüşsün sen,
uyu güzelim, bebeğim.
-         - Duyuyorum Anneciğim
bu ses geliyor göklerden!

-        -  Ateşin çıkacak yine.
-       -   Duyduğum şarkılar Anne
Gittikçe yakınlaşıyor
-      -    Rüyaların yalanı bu…
Hastasın evladım uyu
Bak bütün gençler uyuyor!

-         - O oğlanlardan bana ne
Ben bir buluttayım anne
Hoşça kal, hoşça kal Dünya!
Meleklerin sesi bunlar
Duyduğum tuhaf şarkılar
Götürür beni Tanrıya (*)

(*) Nerval bu sözleri Alman şairi Unland’dan esinlenerek yazmış, şiiri prens Ponistovski bestelemiştir.

Romans

Oy! Nedir bu sahte, yalan gülüşler!
Niçin gizliyorsun acını bizden?
Büyülü gülüşünle olduğu kadar
Acınla, hüznünle de güzelsin sen;
Hafif buğuların tül örtüsüyle
Büyülü güneşin batışını gözü,
O solgun ışığı içinde, gece
Güzel phoebe büyüler gökyüzünü

Görende, bu sessiz, bu düşünceli,
Bugün boyu dalgın haline kanar,
Seni, aşkın ateşliyle yüreği
İlk kez yanan toy bir bakire sanar;
Aldırmaz başındaki gürbüz taca,
Gidip gelen saçlarına takılır,
Yanan yeniden yüreği ilk aşkla,
Yeniden sevdalanır, aşık olur.

Kitabe

Bazan mutlu, şen şakrak sığırcık kuşu kadar
Sevda dolu, tasasız, sevecen ve duyarlı,
Bazan dertli Cliandre gibi dalgın, hülyalı 
Yaşarken, bir gün kapısı çalındı, gelen var.

Ölümdü karşısındaki, yalvarıp yakardı,
Dedi: "Son şiirime nokta koyayım, izin ver" 
Ve hiçbir şey yapmadan, oradaki soğuk ve dar
Bir sandığın dibine uzandı, üşüyordu.

Söylenenlere bakılırsa hayli tembeldi
Sık sık kuruyordu hokkasında mürekkebi
Tek şey öğrenemedi çok şey bilmek isterken. 

Vakit geldi, şiirine eksik noktayı koydu
Bir kış günü elinden alındı yorgun ruhu
Çekip gitti söylenip: "Niye gelmişim ki ben?"

Nisan

Güzel günlerin işte ilk sesi
Toz, mavi gök ve ışık huzmesi, 
Al al duvarlar, uzun akşamlar,
Henüz yeşil yok; kızıla çalan
Bin akis, süzülüp yapraklardan
Dalları, ağaçları süslüyor!

Beni bu hava perişan eder,
-
Yağmurlu günler gelir ve gider,
Belirip usulca bir tablodan, 
Yemyeşil ve gül pembe ilkbahar,
Körpe, bir orman gerisi kadar, 
Açılıp gülerek çıkar sudan.

Fantezi

Bir hava var, uğruna ben, bütün Rossini'yi
Bütün Weber'i ve bütün Mozart'ı veririm
Çok eski bir hava bu, öyle mahzun., ve içli
Ondaki büyülü gizi ancak ben bilirim.

O havayı işittiğim, dinlediğim her an
 İki yüz yıl birden gençleşip tazelenir ruhum.
On üçüncü Louis devri, şafakla sararan 
Yeşil, boz bir tepe var karşımda, görüyorum.  

Ve büyük bahçeler içinde, köşeleri taş,
Tuğla bir şato, camları kızıla çalıyor,
Bir ırmak, çiçekler arasından yavaş yavaş 
Akıp eteklerini yıkayarak suluyor...

Bir kadın var şatonun geniş penceresinde
Kara gözlü ve kumral, belki de tanıdığım
Bir kadın, geçmiş zaman esvapları içinde
Belki başka yaşamda görüp anımsadığım!

Siyasi

Dalmışım, Saint-Pelagie'de
Derin düşüncelere
Gözlerim kayıp gidiyor
Mapusluk zor! 

Yeni yontulmuş duvarlar...
 Çevresinde parmaklıklar...
Ne ot ne bir tutam yosun Görebilirsin.

Mekanı yaran güzel kuş,
Mapusdamının dar ve loş
Ufkundan geçen, sen, tatlı Meltem rüzgârı,

Uçarken, n'olur, bana da
Biraz ot getirin,
ya da Başı rüzgârlarda, oynak
Birkaç başak!

Bir güz yaprağı dolansın
Çevresinde ayağımın, 
Alaca bulaca, yüz renkli
Çiçekler gibi,

Üzgün ruhum, dışarıda
Bir Tanrı ya da bir Doğa
Bulunduğunu bilsin
Bir teselli bulsun.

Esirgemeyin bu lütfu,
Bu bir anlık mutluluğu
Yeşil bir şey göreyim ben
Kış gelmeden!

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Ülken için gereklisin, bol bol kitap oku. (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.








Paylaş:

2 yorum:

  1. Dizelere bakılırsa ölüm teması ağır basıyor kitapta :)

    YanıtlaSil
  2. Evet, kendi ölümü de şaşırtıcı farklı. :) Yorumunuz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

Uyan Türk - Şiir

Hey koca Türk uyan! Kardeşlerine zulüm ediyorlar, Yok mu duyan? Kanından Olanlara işkence var; Uyan! Ey büyük Türk uyan! Sen ...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.