12 Haziran 2018 Salı

Maria Magdalena Kitap İncelemesi


Maria Magdalena Kitap İncelemesi

Merhaba ben, EleştirmenAdam. Bu inceleme yazımda Alman oyun yazarı olan Christian Friedrich Hebbel’in yazdığı Maria Magdalena adlı tiyatro eserini inceleyeceğim.

Kitap Adı: Maria Magdalena
Yazarı-Editörü(Varsa): HEBBEL – Egemen Berköz
Çeviri: Selahattin Batu
Yayınevi: Cumhuriyet
Sayfa Sayısı: 108
Yayımlanma tarihi: Mart 2001
Tür-Önemi(varsa): Tiyatro, Dram
Fiyatı: Cumhuriyet gazetesinin hediyesidir.
Baskı: Çağdaş Matbaacılık yayıncılık Ltd. Şti.


Kitaptaki Ana Karakterler

ANTON USTA, marangoz
Ana, karısı
Klara, kızları
Karl, oğulları
Leonhard
Noter Yazmanı

Hebbel Almanya’nın şehri Wesselburen’de, duvar ustasının oğlu olarak doğdu. 13 Aralık 1863 tarihinde de gözlerini dünyaya yummuştur. Çok zor çocukluk ve gençlik dönemlerinden geçmiştir. 14 yaşında yetim kalmıştır, eğitimini kendi imkanlarıyla tamamlamaya çalışmıştır. Geçimini Amalie Schoppe ve Elise Levsing gibi Hebbel’i beğenmiş ve seven yazarlar tarafından yapmıştır. Edebiyat dünyasına “Judith” dramını yazarak girmiştir.

Yıkım, Anton Usta ve Ana’nın oğulları Karl hırsızlık nedeniyle hapse atılmasıyla başlar. Karl’ı tutuklamaya gelen adamlar Karl’ın suçunu söylediklerinde zaten hasta olan annesi, Ana oracıkta ölür. Anton Usta karısının ölümüne üzüleceğine, çocuğu hırsız olduğu kendi itibarını düşünür, el alemin sözünü düşünür. Ana’nın ölümünden ve Karl’ın hapse atılmasından sonra Leonhard (Klara’nın sözlüsü) Klara’ya bir mektup yazarak ondan ayıldığını söyler. Bu sırada Anton Usta kızının daha önce Leonhard ile ilişkiye girip hamile kaldığını anlar ve Klara’ya kendi boğazını keserek öldüreceğini söyler. Klara Noter Yazmanına aşık Noter Yazmanı da ona aşık olmasına rağmen Klara mecburen Leonhard’la evlenmelidir. Hatta ya onunla evlenmelidir ya da Anton usta kendini boğazını kesmemesi için, Klara kendini öldürmelidir. Bu sırada da Karl’ın hırsız olmadığı ortaya çıkar ve dışarıya salınır. Klara Leonhard’da gider fakat o kardeşinin hırsız olmadığı ortaya çıksa bile artık Klara’yı artık kabul etmez. Kendini öldürme hissiyle eve gider. Noter yazmanı eline iki tane silah alır almaz hemen Leonhard’ın yanına gider ve onu düelloya çağırır. Klara eve gider kardeşi Karl ondan su ister o da kuyuya su çekmeye gidince kendini kuyudan aşağıya atar. Aynı zamanda da Noter yazmanı, Leonhard’ı düelloda vurmuştur. Anton Usta kızının ölümünü yine soğuk karşılar ve son cümlesi “Ben bu dünyayı artık anlamıyorum” olur.

Anton Usta ne kadar geri kafalı gözükse de aslında ahlaklı bir adam. Anton Ustada tek sorun kendi ailesinden daha çok dışardaki insanların ne diyeceklerine önem vermesidir. Kızı Klara, hamile olduğu için ve sevgilisi onu artık kabul etmediği için son derece ahlaklı babası ve el alemin sözünü düşünen babası mahcup olmasın diye intihar eder. Anton usta ayrıca çok sert bir yapıya sahiptir. Bu da kimi zaman onun zararına olur.

Kitabın genel özellikleri; Kitap kapağı ve sayfaları çok eski tarihte 2001’de yapıldığı için eski, kitabın kapak tasarımı oldukça sade resim ve benzeri bir şey yok, önsözü Selahattin Batu yazmış, çok kısa ve öz bilgiler vererek güzel bir önsöz olmuş, sıkılmadan rahatlıkla okunabiliyor. Yazım hatası veya çeviride saçmalık görmedim. Selahattin Batu’nun eline ve çevirisine sağlık.

Bu kitabı; tiyatro eseri sevenlere, drama sevenlere, kendini geliştirmek isteyenlere öneriyorum.

Alıntılar

Alıntı 1 
Leonhard – Siz bir filozofsunuz.
Anton Usta – Bu da ne demek?
Leonhard – Kendinize egemen olmasını biliyorsunuz.

Alıntı 2 
Anton Usta – Büyük babamız Adem, ne budala adammış. Hava anamız, çırılçıplak gelmesine, çeyiz olarak bir incir yaprağı bile getirmemesine karşın onunla evlenmiş. Sizinle ikimiz olsaydık, dilenci karısı diye döve döve onu cennetten kovardık.

Alıntı 3 
Anton Usta – (…) Kızımın on beş günden beri, gelmediğiniz halde her akşam çayında masaya sizin içinde bir fincan kahve koyduğunu artık unutacağım.

Alıntı 4 
Anton Usta – (…) Önceleri bütün dikenlerim içime, kendime çevrilmişti. Bu nedenle önüne gelen, canı istedikçe ve canını eğlendirmek için, benim yumuşacık, kaygan derimi çimdikler, sıkıştırırdı. Ben kendimi korumak için çırpınırken bu dikenler yüreğime, barsaklarıma batar, onlarda bundan hoşnut olurlardı. Fakat bir gün geldi, bu durum artık hoşuma gitmemeye başladı. Dikenlerimi içerden dışarıya doğru çevirdim. O zaman da ellerini kanatmadan kimse bana dokunmaz oldu; böylelikle rahata kavuştum.

Alıntı 5 
Anton Usta – (…) Kendi düşüp bağırıp çağıranları tokatlamalı bence (…)

Alıntı 6 
Noter Yazmanı – (…) (Kendi kendine) insan, dilinin altında bir şeyler okur da becerip söyleyemezse neler saçmalıyor.

Okuduğun için teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Ülken için değerlisin, bol bol oku! (Bu mesaj sadece iyi insanlar için yazılmıştır.)
EleştirmenAdam.



Paylaş:

4 yorum:

Google+

Takip Et

Günün Sözü

Yemek bedenin, açlık ruhun gıdasıdır.

Öne Çıkan Yayın

Ara Veriyorum

Merhaba ben Sinan Acar. Liseden bu sene mezun oldum ve meslek lisesi okuduğum için gerek okul ve gerek staj yaparken üniversite sınavı...

Bu Hafta En Çok Okunanlar

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sinan Acar. Blogger tarafından desteklenmektedir.